60’LAR AVRUPA SİNEMASI

Mühürlenmiş Zamanın İzinde: Andrei Tarkovsky

Ivanovo detstvo (1962)

Tarkovsky dünya sinemasının en büyük şairidir, babasının kelimelerin gücüyle başardıklarına o düşsel mekanlardaki görüntülerle ulaşmaya çalışır. Onun için sanat, duyguları karşı tarafa geçirebilmek için kullanılacak, kişiye ait olan araçlar bulabilmekten geçer. Onun yegane aracı ise görüntülerdir ve filmlerinde duyguları açığa çıkartmak ve şiirsel bir harmoni yaratmak için kelimelerden önce görüntüler gelir. Onun için bir sanatçı, evrensel mesajını onlarca kelimeyi kullanmaktansa bir görüntüyle verebilir. Bu yüzden büyülü gerçeklik kokan filmleri doğrudan insanın bilinçaltına seslenir ve bizi zihnimizin katmanlarında yolculuğa çıkarır.

Türkçe ismiyle İvan’ın Çocukluğu ne bir savaş filmidir, ne de bir savaşın içinde sıkışıp kalmış bir çocuğun hikayesi. Tarkovsky’nin ilk filmi olması sebebiyle görüntüler aracılığıyla sunduğu bir manifestodur. İvan’ın Çocukluğu ile Tarkovsky, bir şairin gözüyle hayata tanıklık etmek ister. Fakat her yerde yıkım vardır, karşılaştığı manzara korkunçtur. İşte o zaman, tüm bu yıkımdan utanç duymamız için rüyalara sığınır. Rüyalardır, içine hapsolduğumuz yanılgıdan bizi kurtaracak olan. Böylelikle rüyadan, rüyaya atlar ve imgelerle yer değiştiririz.

Andrei Rublev (1966)

Kısa bir anlığına da olsa sanatın insanlar için olduğunu varsayalım. Tıpkı dünyadaki diğer tüm güzelliklerin olduğu gibi. Kültürü bozuk, doğayı kendine cephe almış, savaşan, katleden ve yaptığı her şeyi kendi eliyle yıkan toplumun her bireyi için, evet. Peki ya sanatçı? Sanatçı sanatından utanır. Kendisine bahşedilmiş ilahi esin kaynağını kullanmanın anlamsızlığını hisseder böylesine yozlaşmış bir dünyada. Kimin için bunca sanat? Sanatçı için güzeli yaratma tutkusu niye?

Rublev döneminin en önemli ikon ressamlarındandır, namı onun önünde ilerler ve hiç eksilmeyen bir arzuyla işler sanatını. Fakat dünyası kötülük doludur. Yaşadığı hayal kırıklıklarının sebebi yarım vaatlerin ve görülmeyen mucizelerin ardına saklanmış tanrısıdır, odur dünyasının kirli bir hale gelmesine göz yuman. İşte o zaman sanatından utanır ve kendini bulmak için amansız bir sessizliğe bürünür. İnanç ne kadar doğru, inanmamak ne kadar yanlış? Sorgular Rublev içinden çıkamayacağını bile bile. Bir ses, bir cevap aradığı dünyasında ne halkı sömürmekte baş aktör olan yozlaşmış kiliseler ne de görülmeyen ve duyulmayan tanrısı ona yardım edebilir. Ta ki küçük bir çocuğun yüreğiyle tanışana dek. Onunla tanıştıktan sonra tekrar hissetmeye başlar ve bir tohum gibi filizlenir en baştan.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir