2010’LARIN KIYIDA KÖŞEDE KALAN FİLMLERİ

Blue Jay (2016, Alex Lehmann)

Beraber büyümek… Daha ham meyveyken tanışan iki ruhun tek vücut olup bütün sevinç ve üzüntüleri beraber yaşaması ulvi bir his olmalı. Karşısındakini çocukluktan yetişkinliğe tanıyıp onunla büyümek, hayatı onunla beraber deneyimlemek ve en baştan bu yana onunla sevinip, onunla üzülmek… Sen benim gençliğim ve çocukluğumsun diyebilmek. Geçmişte tam da böyle bir ilişki yaşamış iki insanın yollarını tekrar kesiştiriyor Blue Jay. Onlara son bir şans tanıyor geçmiş güzel günlerin hatırına. Film bazen bir çocuk kadar şen oluyor ve sizi kahkahaya boğabiliyor. Bazense gölgesine razı olamamış bir fesleğen gibi buruk bırakıyor ve kırıyor. Geçmişten kalan hatalarla yüzleştiriyor. Telafisi artık mümkün olmayan hatalarla. Belki diyoruz, belki her şeyi düzeltmek mümkün; en baştan, yeniden başlanabilir. Lakin çok sular akmış, yıllar tüm masumiyeti ardında bırakmış. Geride kalan sadece hatıralar, sadece bu.

Blue Ray tam olarak böyle bir film, ne eksik ne fazla. Hissettirdiklerini yıllarca unutamayacağım en özel filmlerimden.

Diğer Yazılar: Metin Kaçar
Torino Atı
“3 Ocak 1889, Torino Friedrich Nietzsche gezinmek ya da mektuplarını almak için...
Devamını Okuyun
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir