2010’LARIN KIYIDA KÖŞEDE KALAN FİLMLERİ

Sorry We Missed You (2019, Ken Loach)

Bir sanat eserinin mutlak amacı nedir sorusunu kendime ne zaman sorarsam sorayım cevabım hiç değişmedi, sanat mutlak surette sanat içindir diyebildim her daim. Sinema veyahut edebiyat, hangi sanat dalı olursa olsun; sanatçının, birtakım düşüncelerini kendine has bir üslupla aktarabildiği ve anlaşılma ihtiyacı gütmeden rüya alemlerinde özgürce dolaşabildiği sanat eserleri ilk tercihim olmuştur. Fakat, sanatı toplum çıkarı için kullanan sanatçılara da her zaman büyük saygı duymuşumdur. Çünkü ortaya koydukları sanat eserleri, toplumun bilinçlenmesi adına bir farkındalık sağlar ve zamanla edebi ve fikirsel devrimlerin ortaya çıkmasına ön ayak olur. Thomas More sınıfların olmadığı bir dünya hayal etmesiydi, Charles Dickens İngiliz toplumundaki çatlakları ve yozlaşmaları göstermesiydi ve sınıflar arası uçuruma ışık tutmasıydı ya da Thomas Hardy toplumun dayattığı ahlak ve etik kavramlarına isyan edip evlilik kurumunu eleştirmesiydi ve şu an konumuz gereği en önemlisi Ken Loach, sinema aracılığıyla dünyadaki tüm işçilerin haklarını savunan bir miğfer olmasaydı hangi cesur kalem bunları gün yüzüne çıkarabilecekti…

Son filmi Sorry We Missed You’ya baktığınızda Ken Loach cephesinde yeni bir şey yok. Fakat bu olumsuz bir durummuş gibi düşünülmesin çünkü 80 yaşındaki Loach biraz olsun azalmayan hırsı ve tutkusuyla işçilerin hayatlarındaki sorunları irdelemeye devam ediyor. Başlarını sokabilecekleri bir ev satın alabilmek için gece gündüz çalışan Ricky ve Abbie’ye misafir oluyoruz bu kez. Ama bu misafirlik eğlenceli olmaktan ziyade acı veriyor ve kalp kırıyor. Rick ve Abbie çocuklarıyla beraber daha iyi bir hayat yaşayabilmek için çok uzun saatler boyunca çalışıyorlar. Durum öyle vahim ki ne çocuklarına ne birbirlerine ne de yaşamaya, gerçek anlamda yaşamaya zaman bulabiliyorlar. İşçinin modern bir köle olduğu bu düzende Ricky ve Abbie gibi birçok insan geleceklerini düşünürken şimdiki zamanlarından oluyorlar, hatta sağlıklarından. Bu kapitalist düzenden kurtulmanın bir yolu var mı, insanların ekmek parası kazanmak için hayatlarından olmadıkları bir dünya mümkün mü? Hayır, öyle bir dünya ne yazık ki yok John Lennon. İşte o yüzden Abbie ağlıyor, biz ağlıyoruz. Abbie ağlıyor ve dünya utanç verici bir yere dönüşüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir