2010’LARIN KIYIDA KÖŞEDE KALAN FİLMLERİ

Another Earth (2011, Mike Cahill)

Karakter odaklı dramaları her zaman ayrı bir sevmişimdir. Karakterlerin iç dünyasındaki çalkantıları yansıtan ve kimlik çatışmalarına ışık tutan filmler, katmanlı bir hikaye sunmaktan ziyade iyi ile kötü arasında sıkışıp kalan ana karakterlerin var olma mücadelelerine yoğunlaşır. Varolmaya dair bu ızdırap dolu serüven ana karakterlerin öz benliklerine ulaşabilmeleri adına tek yoldur. Tam da bu noktada Aristoteles’in trajedi elementleri devreye girer. Aristoteles’e göre trajedide Hubris aşamasında kibirden ötürü gözlerine perde inen ana karakterlerin, bir kavrayış ya da kabullenme evresi olan Anagnorisis’e ulaşabilmesi girdikleri bu serüvene bağlıdır. Nihayetinde kimi karakter bu serüvenin sonunda trajik çöküşü yaşayacakken kimisiyse mutlak bilgiye ulaşacaktır.

Antik Yunan ve Roma trajedilerinden Aristoteles’e kadar uzanan bir karakter altyapısı oluşturmak bilgi ve tecrübe isteyen bir durum. Senaryosunu Brit Marling’le birlikte kaleme alan Mike Cahill, 2012 çıkışlı Another Earth filmiyle bunun altından başarıyla kalkarak ayakları yere basan bir karakter draması inşa etmiş. Fakat filmin tek meziyeti bu değil. Mistik meselelere ilgisi olan Cahill bilim kurgu soslu bir hikaye oluşturarak bir yandan ana karakter Rhoda’nın, geçirdiği trafik kazasıyla tepetaklak olan hayatındaki değişim ve dönüşümlere yoğunlaşırken diğer yandan paralel evren vurgusu yaparak bilinmeyenin çekiciliğiyle etkisi altına alıyor izleyenleri. Rhoda’nın yaşadığı kaza onun için bir dönüm noktası – climax anı – çünkü bu olay neticesinde geçmişin körlüğünden ve çocuksu kibrinden kurtulup anlam arayışına tutuluyor ve bir nevi arınmaya çalışıyor. Bu anlam arayışı koca dünyaya sığmadığında ise ‘öteki dünyaya’ yolculuk başlıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir