ÖTEKİ

Sinema tarihinde önemli bir yere sahip uyarlama filmler, özellikle bu dönem sinemanın kurtarıcısı haline geldiler. 2014 yılında birçok uyarlama film izlerken içlerinde en çok bekleneni şüphesiz Öteki filmiydi. Jesse Eisenberg ve Mia Wasikowska’nın oyunculukları ile Dostoyevski’nin şizofrenin dibine kadar indiği romanının nasıl uyarlandığı merak ediliyordu. !f İstanbul’da gösterildiğinde festivalin en iyi filmlerinden olarak nitelendirilen Öteki vizyona girdiğinde de beğeniyle karşılandı. Yönetmen Richard Ayoade’nin oluşturduğu distopik dünya her açıdan başarılı bir film ancak Dostoyevski’nin romanının uyarlaması demek yerine romandan esinlenilmiş demek daha doğru olacaktır. Filmin tam bir uyarlama olmamasını ise bir dezavantaj değil avantaj olarak belirtmeliyim.

İlk romanı İnsancıklar, aldığı güzel eleştirilerle Dostoyevski’yi heyecanlandırır. Sonrasında da ikinci romanı Öteki’yi kaleme alır. Öteki, İnsancıklar’ın tersine çok ağır eleştirilere maruz kalır. Ancak yıllar geçtikçe değeri anlaşılan kitap Dostoyevski’nin en önemli eserlerinden sayılır. Dostoyevski, romanında kahramanı Goladkin’in şizofrenisini anlatırken bilinçaltının derinliklerine öyle güçlü iniyor ki bir filmin kısıtlı süresinde bunu aynı şekilde anlatabilmesi bence çok kolay bir iş değil. Yönetmen Richard Ayoade de bunun farkında olmalı ki kitabı birebir uyarlamaya çalışmayıp farklı bir bakış açısıyla benzer bir gerilimi seyirciye yansıtmayı başarmış. Kitaptaki Goladkin ve kendisine ikizi kadar hatta kendi kadar benzeyen ‘Öteki’sine hissettikleriyle filmdeki Simon karakteri ve ‘Öteki’sine hissettikleri bile farklı.

Simon yok sayılacak kadar silik, iletişime girmek zorunda kaldığında da tam anlamıyla ezik bir karakter. Simon aşık olduğu kadınla bile konuşmazken bir anda ortaya çıkan James her şeyi altüst eder. Simon’ın yapmak isteyip yapamadığı bir çok şeyi yapan James, başlangıçta Simon tarafından saygıyla karşılanır. Ancak her şeyin bir sınırı vardır. James, hayatını da çalmaya başladığında Simon artık buna kayıtsız kalamaz.

Sosyal Ağ filmiyle adından söz ettirmeye başlayan Jesse Eisenberg kişilik bölünmesini ve aynı dış görünüşe sahip farklı karakterleri başarıyla canlandırıyor. Kitabı okumadan filmi izleyenlerin bir süre Simon ile James’in farklı kişiler gibi algılanmasını sağlayacak bir performans sergiliyor. Mia Wasikowska da Jesse Eisenberg’e uyum sağlıyor. Mia, önceki filmlerinde de rastladığımız donuk surat ifadelerini bir kenara bırakabilse belki çok daha iyi bir oyuncu olacak ama yine de o donukluğu karakterlerine uydurmayı başarabiliyor. Öteki filminde asıl öne çıkan ise ne Jesse ne Mia. Bu film oyuncuların değil yönetmen Richard Ayoade’nin ön plana çıktığı bir film. İlk sinema filmi Submarine ile iyi bir başlangıç yapan Ayoade, Öteki ile büyük bir adım atıyor. Dostoyevski’nin, yazdığı yılların Rusya’sında geçen eserini bir distopyaya çeviren, hafızalara kazınan sahnelerle gerilimi hat safhada tutabilen ancak bir yandan da kara mizahla seyircinin yüzünde tebessüm oluşturmayı başarabilen Ayoade yönetmenliğe iyiden iyiye ısındığını herkese gösteriyor. Bir sonraki filmi merakla beklenecek yönetmenler listesine adını yazdırmayı başarıyor.

Kitap uyarlamalarında kitaba sadık kalmayı önemseyen bir izleyici olarak yukarıda da dediğim gibi bu filme bir uyarlama değil bir esinlenme gözüyle bakmanızı ve Ayoade’nin oluşturduğu dünyaya kendinizi korkusuzca bırakmanızı tavsiye ederim. Zira Öteki, kişinin benliğiyle olan mücadelesini izlerken hiçbir sahneyi atlamamak için gözünüzü kırpmaktan çekineceğiniz bir yapım.

Kitabı Can Yayınları‘ndan satın almak için buraya tıklayınız.

İkiz Can Yayınları FikriSinema

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.