Göklerin Hakimi – Biyografi Dosyası

Sinema dünyasının en çılgın figürlerinden Howard Hughes, bir o kadar çılgın olduğunu düşündüğüm Scorsese filminde beyazperdeye yansır ve sonuç elbette mükemmel olur. Hell’s Angel adlı bir film çekme sürecinde, tam anlamıyla projeye kafayı takan ve bu uğurda akli dengesini bile yitirme noktasına gelen Hughes portresi, usta işi görsellik ve harika bir prodüksiyon ile en keskin şekilde karşımıza çıkar.  Hughes’in aşkları, uçuş sevdası ve hastalık sürecini izlerken tıpkı kendisi gibi biz de hissiyatlar arasında bir yolculuk yaparız. Bazen onun kadar heyecanlanır, bazen onun kadar üzülürüz ve ideallerini onun kadar isteriz. Scorsese detayları bile her zaman yaptığı gibi atlamaz ve dehasını filmin her saniyesinde gözler önüne serer.
Bu harika filmi daha da büyüten en önemli özelliklerden biri ise Leonardo DiCaprio’nun harika performansı. Filmografisindeki en iyi performansı olduğunu düşündüğüm bu rol zerre taklide kaçmadan, tam anlamıyla çok sağlam bir kompozisyon. Bu anlamda Oscar heykelciği konusunda epey tartışma dönen DiCaprio’nun hakkının yendiği esas rolün bu olduğunu da belirtmek gerek.
The Aviator, sinemayı her daim sevdiren büyük bir yönetmenin, sinemayı yönlendiren isimlerden olan başka büyük bir figüre saygı duruşunda bulunduğu ve bunu yaparken de yine sinema aşkını körüklediği harika bir film.
Bu yazı Paralel Sinema yazarlarından Onur Kırşavoğlu tarafından özel olarak yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.