OKUL TIRAŞI

HER ŞEYİ YARIM KALMIŞ VEYA BIRAKILMIŞ, CEBERRUT BİR İNKARLA YÖNETİLEN BİR TÜRKİYE

Yönetmen Ferit Karahan’ın Okul Tıraşı filmi Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film ödülünü alarak geçtiğimiz sene hayli dikkat çekmiş ve konuşulmuştu. Kendi ülkesinde fazla gösterim şansı bulamamasından mütevellit imdada yetişen MUBI Türkiye sayesinde filmi dün akşam izleme şansı buldum ve filmde bulduklarımı, okuduklarımı ve gördüklerimi siz okuyucularımıza aktarmaya çalışacağım.

Senaryoda Karahan’ın yanı sıra aynı zamanda eşi de olan Gülistan Acet’in de imzası bulunuyor. Film Ferit Karahan’ın çocukluk yıllarındaki yatılı okul anılarına da dayanarak oluşturulmuş ve bu kesinlikle filmin önemli bir artısı olarak bize yansıyor. Görüntü yönetmenliğinde ise Yeraltı, Sofra Sırları gibi önemli işlerle hatırlanabilecek Türksoy Gölebeyi’nin imzası bulunuyor ve Gölebeyi özellikle okul dışındaki kar sahneleri ile sınıflar, makine dairesi ve duş salonu gibi yerlerde birbirinden farklı renk paletleri ve ışık kullanımıyla hayli göz kamaştırıyor. Oyunculuklarda ise özellikle küçük Yusuf’u canlandıran Samet Yıldız adeta döktürüyor. Çok az diyalogla, genellikle yüzüyle ve gözleriyle oynamış Yıldız ve bu teknik daha bu yaştaki bir çocuk oyuncu için inanılmaz bir başarı. Bu yaz Emin Alper’in Kurak Günler’i ile Cannes Film Festivali’nde boy gösteren yeni yıldızlardan Ekin Koç, tiyatro kökenli Mahir İpek ve Melih Selçuk’la Cansu Fırıncı da performanslarıyla adeta göz kamaştırıyorlar.

Yazının buradan sonrası filmi izlemeyenler için spoiler içermektedir.

 “Türkiye yönetilemez, idare edilir”. SÜLEYMAN DEMİREL

Van’ın bir köyünde, köyden de, şehirden de oldukça izole bir yatılı okulda öğretmenlerden ceza alan Yusuf ile bu ceza sonucu hastalanan Mehmet. İkisi de çok küçük ve masum. Küçük yaramazlıklar sonucu devlet otoritesini sembolize eden Selim hoca ve dolayısıyla müdürün ceza zulmüne uğruyorlar. Mehmet’in hastalığı gittikçe ciddileşiyor, baştan itibaren sadece Yusuf arkadaşının durumunun ciddiyetinin farkında, başvurduğu öğretmenler ve okul hizmetlilerinin, idaresinin ise umurunda değil. Sürekli onlar tarafından sonuç alacağı söylenerek bir yerlere, başkalarına başvurması için gönderiliyor Yusuf, aynı devlet daireleri gibi ama hiçbirinden bir kesin sonuç çıkmıyor, çünkü hiçbiri o bölgede tam olarak yerleşmemiş, oturmamış. Deyim yerindeyse “idare edilmiş”.

Bunlara rağmen günler geçiyor, yemekhanede yemek andı okunuyor, -30 küsur derece soğukta dışarıda okul marşı okunuyor. Coğrafya dersinde öğretmen ile soru sorduğu öğrenciler birbirinden farklı düşünüyor. Öğretmen açıkça inkar eden bir dil kullanarak öğrencisinin etnik kökenini yok sayıyor. Revirde ise aspirin ve istirahat dışında en ufak bir tedavi yöntemi yok. Her şey oluruna bırakılmış, girişindeki yere basan herkesin ciddi biçimde ayağı kayıyor ancak orası anca müdür basıp ayağı kaydığında silinip temizleniyor, yani gerek olduğunda, ya da saf eril iktidar gerek gördüğünde. Mehmet hastaneye götürülmek isteniyor ancak araba kara saplanıyor, hizmetliler çağırılıyor, arabayı itiyorlar, Ferit Karahan’ın kamerası soğuğun da neden olduğu camın boğuk kısmından gösteriyor bu sahneyi ve bu müthiş kamera oyunuyla hizmetlilerin ve diğerlerinin müdür dışında kimsenin bir benliği, kimliği olmadığı, aynı camdan görüldükleri gibi Türkiye’de devlet veya iktidarlar için hep tam görülmedikleri, boğuk görüldüklerini anlıyoruz.

Daha bunun gibi çok ince ve keskin hareketleri var Ferit Karahan’ın kamerasının ve Okul Tıraşı Türkiye’nin artık kangrenleşmiş onlarca sorununu böyle, yavaşça, ince ve asla kör göze parmak sokmadan biz seyircilerin suratına çarpıyor. Mehmet’le Yusuf arasında geçen; “sen uyursan kara ağaçlar da uyur” şiarıyla, benim için sorun yoksa senin için de yoktur şeklinde işleyiş sürüyor. Finalde ise Yusuf’un sırrını öğreniyor ve şaşırıyoruz, ambulans geliyor, Mehmet hastaneye götürülüyor ve son sahnede Yusuf duş alırken birden yukarı bakıyor ve ekran kararıyor. Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, Rumların, hangi azınlıktan olursan ol Türkiye’de daima tepeden izleniyorsun ve bu hayatının sonuna kadar devam ediyor.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir