12 YILLIK ESARET

Kölelik konusu, hele bir de gerçek hikayeden uyarlamaysa seyircinin ilgisini çekmeyi başarıyor. Konunun etrafını iyi bir yönetmen ve oyuncu kadrosuyla süslediğinizde de merakla beklenen bir yapım haline dönüşebiliyor. Ancak bir filmin iyi bir film olması için bunlar her zaman yeterli olmayabilir. Nitekim 12 Yıllık Esaret filmi de bu zamana kadar izlediğimiz, köleliği konu edinen filmlerin üzerinde bir yapım olmayı başaramamış. Solomon Northup’ın hikayesi acıklı bir hikaye, kölelik de insanlık tarihinin en büyük ayıplarından belki ama bunlar filmin iyi olması için yeterli değil.

Özgür bir siyah adam olan müzisyen Solomon Northup’ın köle tacirleri tarafından kaçırılıp Güney’de satılmasıyla başlıyor hikaye. Ailesine yeniden kavuşmak için her yolu denemeye, özgür olduğunu herkese haykırmaya hazırken karşılaştığı olaylarla okuma yazma bildiğini bile saklar hale geliyor. Hiçbir zaman tam olarak köleliğe alışamasa da bir süre sonra kaderine boyun eğmek zorunda kalıyor. İçinde yaşattığı ailesine kavuşma isteği ise hiç bitmiyor.

Uzun yıllar kısa film çektikten sonra Açlık filmiyle ilk uzun metraj filmini çeken Steve McQueen Utanç filmiyle de kendisine yönelik beklentileri arttırmıştı. Ancak 12 Yıllık Esaret hayal kırıklığı yarattı diyebilirim. Hatta daha doğru ifade etmek gerekirse, bu film hem iyi bir yönetmen tarafından çekilmiş, hem kaliteli oyuncular barından, hem de 9 dalda Oscar adaylığı bulunan bir film olmasına rağmen sıradan bir film. O zaman nasıl bu kadar dalda Oscar’a aday olabiliyor diye sorabilirsiniz. İşte zaten mesele de bu. Kölelik gibi bir konuyla, Michael Fassbender ve Brad Pitt gibi oyuncularla Oyunculuğunu çok beğendiğim Michael Fassbender yine rolünün hakkını vererek belki de filmin en olumlu yanı.

Bir filmin iyi bir yapım olması için birçok unsurun birleşmesi gerekebilir. İyi bir yönetmen, iyi bir senaryo, işinin ehli oyuncular, anlayışlı yapımcılar gibi. Bir filmin “gişe filmi” olması için ise her zaman aynı yöntemlerden bahsetmek mümkün değil. Hiç beklenmeyen bir film son yılların en çok gişe hasılatı yapan filmi olabilir. Tam tersi de mümkün. Her şeyin birleştiği ama gişede tutmayan yapımların sayısı oldukça fazla. Ancak geçmişten günümüze iş yapan yapımları tekrar ederek gişe beklentisine girmek oldukça doğal bir durum. Yahudi soykırımı, zengin kız fakir oğlan hikayeleri, düşman aile çocuklarının aşkı, kölelik, hiç bitmeyen savaş sahnelerinin olduğu filmler en bilindik tekrar yapımlar. Amerika’nın varlığının anlamsız olduğu Vietnam’da girdiği nedensiz savaşla ilgili çekilmiş ya da Vietnam savaşı anısı olan karakterler kullanılmış filmler ya da Hitler döneminde katledilen Yahudilerin o dönem yaşadıklarını anlatan filmler de bir hayli fazla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.