ULUSLARARASI SUÇ VE CEZA FİLM FESTİVALİ’NDE GÖRMENİZ GEREKEN 10 FİLM

Bu yıl 12.si düzenlenen, adalet kavramını merkezinde tutan filmlerin gösterileceği Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali 18 Kasım’da başlıyor! Her zaman, her koşulda, her yerde ‘’Eşitiz’’ diyen bu önemli festivalin filmlerinden birkaç tanesine hep birlikte göz atalım.

1- Kurak Günler / Emin Alper

Şüphesiz uzun zamandır beklenen, oldukça merak edilen bir film Kurak Günler. Bu yıl 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali‘nde En İyi Yönetmen dahil olmak üzere dokuz ödül kazanan Kurak Günler, Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde seyircisiyle buluşmayı bekleyen filmlerden biri. Filmin konusu; Yanıklar kasabasına yeni tayin olmuş Emre, başta belediye başkanı Selim Bey olmak üzere kasaba eşrafı tarafından büyük bir saygıyla karşılanmıştır. Ancak bu hoş karşılamaya rağmen ilk günden itibaren bazı tuhaflık ve gerginlikler yaşanır. Emre, taraf olmak istemese de ona karşı yükselen homurtular, onu yavaş yavaş kasabanın muhalif gazetecisi Murat’a yaklaştırır ve genç savcı kısa süre sonra kısır bir döngüye sıkışıp kalır.

2- Mon Pais Imaginaire – My Imaginary Country / Patricio Guzmán

Festivalin açılış filmi de olan Hayali Ülkem bu yıl oldukça ses getiren yapımlardan biri oldu. Şili’nin başkenti Santiago sokaklarında adalet, eğitim, sağlık ve bakım talep eden bir buçuk milyon insana, yönetmen Patricio Guzmán’ın penceresinden bakacağımız bir film.

3- The Quiet Girl / Colm Bairéad

Festivallerden bol ödülle dönen The Quiet Girl, Colm Bairéad’in ilk uzun metraj filmi. Bu yıl merakla beklenen ve Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde gösterilecek filmin konusu ise şöyle; 9 yaşındaki Cáit hamile annesinin doğumu yaklaşırken, uzak akrabaların yanına gönderilir. Ne zaman evine döneceğini bilmeden sadece üzerindeki kıyafetlerle bu yabancıların evinde kalır. Yavaş yavaş, Cáit çiçek açar ve yeni bir yaşam biçimi keşfeder. Ama sevginin büyüdüğü ve sır olmaması gereken bu evde, acı bir gerçeği keşfeder.

4- El Houb / Shariff Nasr

Hollandalı yönetmen Shariff Nasr’ın ilk uzun metraj filmi olan El Houb, bu yıl LGBTQ filmleri arasında yerini alacak. Etkileyici bir hikayeye odaklanan film, Karim’in erkeklere ilgi duyduğunu söylemek için ailesinin yanına dönmesiyle başlıyor. Yıllarca sakladığı gerçeği sonunda açıklamaya kararlı olan Karim, kabul edilmek için önce kendi duygularıyla uzlaşmak zorunda olduğunu hatırlayacaktır.

5- Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler – Kutluğ Ataman

Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler, üç kadının maruz kaldığı tüm engellere ve hak ihlallerine rağmen birlikte mücadele edebilmenin yollarını aramaya başlamalarını konu alan bir film. Kutluğ Ataman’ın çevresel baskıyı, toplumsal önyargıları masaya yatırdığı Hilal, Feza ve Diğer Gezegenler oldukça merak edilen filmlerden.

6- 1976 – Manuela Martelli

Manuela Martelli’nin ilk uzun metraj filmi 1976, bu yıl festivallerden bolca ödülle dönen bir film. Filmin konusu ise şöyle; Carmen, sahildeki evine doğru yola çıkar. Kocası, çocukları ve torunları kış tatilinde gelip gidiyorlardır. Aile rahibi, ondan gizlice barındırdığı genç bir adama bakmasını istediğinde Carmen, alışık olduğu sakin hayattan uzaklaşarak keşfedilmemiş topraklara adım atar. Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde gösterilecek olan bu film kaçırılmaması gerekenlerden.

7- Wir Könnten Genauso Gut Tot Sein / We Might As Well Be Dead – Natalia Sinelnikova

Bir köpeğin kaybolmasının ardından kendilerini güvende hissetmeyen toplumda, güvensizlik ve korku baş göstermeye başlar. Köpeğin kaybolmasından kendisinin nazar değdirdiğine inanan Iris kendini banyoya kilitler. Gelişen olaylarla birlikte ahlaki sınırların ötesine geçişi anlatan film, oldukça ilgi çekici görünüyor.

8- Sürü / La Jauria – Andrés Ramírez Pulido

Yönetmen Andrés Ramírez Pulido’nun ilk uzun metraj filmi olan Sürü (La Jauria) bu yıl festivallerden ödülleri toplayan bir film oldu. Festivalde gösterilecek olan filmin konusu şöyle;

Taşralı bir çocuk olan Eliu, arkadaşı El Mono ile birlikte işlediği bir suç yüzünden Kolombiya tropik ormanlarının derinliklerindeki deneysel bir genç suçlular enstitüsüne hapsedilir. Gençler her gün, kamp muhafızı Godoy’un tehditkâr bakışları altında ağır işlerde çalışmakta ve yoğun grup terapilerine katlanmaktadır. Bir gün El Mono da aynı merkeze nakledilir ve onunla birlikte Eliu’nun kaçmaya çalıştığı geçmişi de gelir.

9- Girl Gang – Susanne Regina Meures

Sosyal medyanın karanlık tarafının da olduğunu söyleyen Girl Gang bu yıl birçok festivalde gösterildi. Dijital çağın yoğun bir şekilde her noktada hayatlarımıza hakim olduğunu göz önünde bulundurursak Girl Gang kaçırılmaması gereken bir film. Yönetmen Susanne Regina Meures’in Girl Gang adlı filminin konusu ise şöyle; Berlin’in kenar mahallesinde yaşayan 14 yaşında milyonlarca takipçisi olan Leonie’nin hayatına odaklanıyor. Fakat ebeveynleri, ekonomik potansiyeli fark edip, hızla yönetimi ele aldıklarında telafi edilemeyecek karanlığın içine çekiliyorlar.

10- Birlikte, Yalnız – Kasım Ördek (Kısa Film)

Son önerimiz ise bir kısa film! Kasım Ördek’in yönetmen koltuğunda oturduğu, Ecem Uzun ve Mert Doğan’ın başrollerinde yer aldığı Birlikte, Yalnız bu yıl Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde gösterilecek kısa filmlerden biri. Filmin konusu; yirmili yaşlarının sonlarındaki Sevgi ve Doğan, İstanbul’un kenar mahallelerinde eski model arabaları çalarak yaşarlar. Rutin bir şekilde her gün hırsızlığa çıkan genç çift, ilişkilerinin en gergin döneminde bir araba çalarlar. Yalanlar ve korku etrafında dönen olaylar onları aşkları, değerleri, yoksunlukları ve seçimleri hakkında bazı gerçeklerle yüzleşmeye zorlar.

Sinemanın iyileştirici gücünü doyasıya yaşamak için 18 Kasım’da başlayacak olan Uluslararası Suç ve Ceza Film Festivali’nde buluşalım. Herkese şimdiden iyi seyirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir