Marslı Üzerine Lakırdılar

Ridley Scott bereketli bir yönetmen, ortaya koyduğu her iş, ister iyi olsun ister kötü, mutlaka üzerine konuşmaya değer oluyor. Son filmi Marslı da tipik Scott işi, birçok açıdan üzerine düşünmeye ve konuşmaya değer, gösterildiği günden beri de konuşturuyor kendisini zaten. Biz de bu yazıda, Marslı filminin kendisi kadar, Marslı hakkında konuşulanları konuşup, Marslı lakırdılarına yeni lakırdılar ekleyeceğiz. Yazının ilk bölümünde Marslı üzerine konuşulanları üç başlıkta ele aldıktan sonra ikinci kısımda Marslı’ya, gerçek öznemize, geçiş yapacağız; size neresi lazımsa oradan başlayabilirsiniz.

Film üzerine en çok konuşulan hususların başında NASA ile Marslı filmi arasındaki “işbirliği” yer alıyor. Malumunuz Marslı’nın gösterime girdiği hafta NASA, Mars’ta su bulunduğunu açıkladı ve bu keşfin zamanlaması birçoklarınca manidar olarak nitelendirildi; bunun üzerine filmde bol bol NASA güzellemelerinde bulunulması, adım başına üç NASA’lının ve beş NASA logosunun düşmesi ise işin tuzu biberi oldu. İnsanlara istediği malzemeyi veren Ridley Scott ile NASA’nın ortaklaşa yürüttüğü bu PR çalışması, filmin en az kendisi kadar dillendirildi. Peki, bu gerçekten üzerine bu kadar konuşulması gereken, üç beş kişinin bir araya gelip sayfalarca yazı yazmasını gerektirecek kadar önemli bir konu muydu? Cevabımız tabi ki hayır. Çünkü bu baştan beri planlanan, NASA’nın resmi yayın organları tarafından sürekli vurgulanan ve asla “gizlenmeyen” bir çalışmaydı. Bundan NASA’nın veya Marslı filminin nasıl fayda sağladığını, hangisinin hangisine sponsor olduğunu tartışmak için ya gerçekten saf ya da malumun ilamıyla böbürlenecek kadar kibirli olmak lazım; ortası yok maalesef. Ayrıca Marslı’ya buradan yürümesi gerekenler de sinemacılar değil komplocular,  konuşulması gereken platform ise sinema siteleri değil kahvehaneler olmalı; bunu da netleştirmek lazım bir an önce.

NASA ile Marslı arasındaki işbirliği kadar olmasa da “uyarlama” faslı da çokça konuşulan bir husus. Marslı bir kitap uyarlaması ve çok şükür ki alanında ilk değil; yoksa Marslı’nın aslına nasıl uygun veya aslından ne kadar uzak olduğuna dair sarf edilen sözler nedeniyle herhangi bir uyarlamayı, kaynak eserine bakmadan ele almak mümkün olamayacakmış. Marslı’yı kaynak eseriyle karşılaştırarak inceleyebilir, yazınızı bunun üzerine kurabilirsiniz; bu sizin tercihinizdir fakat bunu bir başkasından “talep” edemezsiniz. Kaynak eser üzerinden Marslı’yı incelemek mevcut değerlendirme yöntemlerinden sadece biri ve bu yöntem diğerlerinden “muteber” değildir; kaldı ki bir sinema filminin kaynak eserine sadakati başarısıyla eşdeğer de değildir. Eğer bu itirazlarınızda haklı olsaydınız Stanley Kubrick, 2001: Bir Uzay Macerası’nda kitaptaki gezegen olan Satürn’ü Jüpiter olarak değiştirdiğinde recmedilmeli ve ilk taşı da, bütün projeyi birlikte yürüttüğü Arthur C. Clarke atmalıydı. Fakat Clarke taş atmak yerine, “2001: Bir Uzay Macerası”nın devamı olan “2010: Bir Uzay Macerası”nda “filme sadık kalarak” olayları Jüpiter’e taşımış, serinin geçmişini de bu doğrultuda değiştirmiştir. Siz yine de kitabın hayranı olarak filmin sadakat düzeyine puanlar verin ama bunu başkalarına dikte etmeyin.

Marslı üzerine konuşulanların üçüncü ve son kısmı ise “kıyaslama”. Bir eseri başka bir eserle kıyaslama, sinema dünyasının bir gerçeği oldu artık; büyüktür ve küçüktürle, artı ve eksiyle bir filmi değerlendirmek satırlarca yazı yazmaktan kolay olduğundan sıkça kullanıyor bu yöntem. Marslı içinde bu yapıldı, başta “Interstellar” ve “Gravity” olmak üzere bilim kurgu sinemasının yakın ve uzak örnekleriyle kıyaslama yapılarak Marslı’nın tür içerisinde “yeri” tespit edilmeye çalışıldı. Birçok film için kıyaslama geçer akçe olsa da, Marslı için “kıyaslama” yetersiz kalıyor çünkü Marslı’nın kıyaslayabileceğiniz bir emsali yok! Marslı’nın niçin kıyas kabul etmediğini, “Marslı üzerine konuşma” faslının içerisinde ele alacağız.

Marslı, her şeyden önce saf bir alegori, hatta yer yer parodi; ne 2001: Bir Uzay Macerası gibi “yasa koyucu” rolüne bürünüyor ne de Interstellar, Gravity gibi belirlenmiş yasalar çerçevesinde sessiz sakin yaşayıp engin görüntüler yakalamayı amaçlıyor. Ridley Scott, bilim kurgu türüne ve uzay filmlerine bahsi geçen eserlerin baktığı yerin tam tersinden, uzay operalarının gözünden bakıyor Marslı’da ve insanoğlunun ulaştığı en yüksek teknolojinin, karmaşık araçların, anlaşılmaz bilimsel literatürün karşısına, ısrarla, basitliği yerleştiriyor: Çatlayan başlığın hava kaçırmasına engel olan “bant”, uzay boşluğunda Mark’ı yakalamaya çalışılırken kullanılan “kayış”, Mars’ta Mark’ın yetiştirdiği tek ürün olan “patates”, NASA çalışanlarının tariflerde tıkandıkları yerlerde kullandıkları “zımba”, “tuzluk” gibi nesneler hep bakış açısının ürünü. Ortaya bir tez koymadan antitez yaratmayı başaran Ridley Scott’ın Marslı’sı, yaklaşım itibariyle, herhangi bir eserle kendisini kıyaslamamamızı imkânsızlaştırıyor. Hem uzay operalarından hem de “ağır” bilim kurgulardan izler taşıyan Marslı’yı iyilik ve kötülük üzerinden Interstellar ile kıyaslayın ama ötesi sapla samanı birbirine karıştırmak olacaktır.

Marslı’yı ister “proje” olarak görüp burun kıvırın, ister sadakatsiz bir uyarlama olarak addedip eleştirin, isterseniz de “çocuklara göre” bulup ciddiye almayın; hepsi sizin tercihiniz ama bunun sadece “kendi” tercihiniz olduğunu unutmayın. Üzerine konuşun, konuşturun ama “haddi” aşmayın; aslolanın eser, tali olanın ise eleştiri olduğunu unutmayın. Ha bir de, birbirinizi paspas gibi çiğnemekten çekinmeyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir