DÜŞMAN

Sinema seyircileri Jose Saramago’yu Körlük kitabının uyarlamasından dolayı bilirler. Sadece filmi izleyenlerin çok beğendiği, kitabı okuyanların ise kitabın yanında vasat kaldığını düşündüğü Körlük, Usta’nın edebiyata farklı bir açıdan bakışının tek ürünü değil. Saramago, neredeyse her kitabında olağanüstü karakterlere ya da olaylara yer vermiştir. Kitaplarında beyaz körlük yaşayan insanlarla, ölümün uğramaktan vazgeçtiği bir ülkeyle ya da yalan nedir bilmeyen insanlarla karşılaşırız ve kısa bir süre sonra bunları yadırgamayıp hikayenin içinde kendimizi buluveririz. Kopyalanmış Adam kitabında ise yine olağanüstü bir olaya değinmiş ancak bu kez insanın bilincine, içinde yaşadığı çelişkilere odaklanmıştır. Düşman filmi de Jose Saramago’nun Kopyalanmış Adam kitabından sinemaya uyarlama. Bir süredir iyi uyarlamalarla karşılaştığımı ve sinemada uyarlama film konusunda şeytanın bacağının kırıldığını söylemeye başlayabilirim. Düşman filmini de başarılı uyarlamalar listesine eklemeliyim.

Hayatı monotonlaşan tarih öğretmeni Adam, bir arkadaşının tavsiye ettiği filmi izlerken bir otel çalışanına gözü takılır. Otel çalışanı rolündeki adamın net bir görüntüsünü bulduğunda oldukça şaşırır. Çünkü adam kendisine birebir benzemektedir. Bu benzerliği araştırmaya kendisini kaptırır. Hayatına yeni bir heyecan gelmiştir. Peki benzerini bulduğunda hayat onun için daha iyi bir hale mi gelecektir? Yoksa asıl sorun o zaman mı başlar? Bulabilirse benzeri onun varlığını nasıl karşılayacaktır?

Daha önce edebiyat ve sinemada benzeri hikayelerle karşılaştık elbette. Kişinin kendisiyle ilgili çözmesi gereken sorunların içinden çıkamayınca beyninde oluşturduğu ötekiyle başlayan, başlangıçta ilginç ancak sonrasında yepyeni sorunların kapısını aralayan bir şizofreni hikayesi. Dostoyevski’nin Öteki kitabını okurken de (ki Öteki de geçtiğimiz yıl sinemaya uyarlandı, henüz vizyona girmedi), Dövüş Kulübü’nü, Akıl Oyunları’nı, Makinist’i, Siyah Kuğu’yu izlerken de aynı şekilde gerildiğimiz ve her seferinde uzun süre etkisinden kurtulamadığımız yapımların son halkası Düşman filmi. Saydığım yapımlar kadar bilindik bir film olmayacak belki. Ülkemizde vizyona girmesiyle kalkması bir oldu. Ancak Düşman filmi de insan beynini zorlayan, kişilik bölünmesi ve şizofreninin kıyılarında başarıyla dolaşan bir yapım. Az önce örnek verdiğim filmler olmasa belki de çok daha farklı bir izlenim bırakabilirdi.

Adam ve Anthony rollerinde izlediğimiz Jake Gyllenhaal, iki karakterin de psikolojisini ve ruh halini yakalamış. İki karakterin de algıladıkları sorunları, deliliğe kadar varan bunalımları bakışlarına kadar yansıtabilmiş. Zaten Melanie Laurent ve Sarah Gadon’un kısıtlı rolleri nedeniyle kendisini desteklemekten öteye gidememişken, Jake Gyllenhaal tek başına filmi ayakta tutmayı da başarıyor.

Filmin en önemli eksiği daha çekimleri sırasında insanları beklentiye sokmayı başaran The Double filmi gibi bir tanıtım yapamamış olması. The Double filmiyle ilgili sürekli haberler yayınlanırken, fragman tanıtımı doğru yapılmışken Düşman filmi arka planda kalmaktan kurtulamadı. Film, Türkiye’de festival kapsamında gösterildikten sonra vizyona mayıs ayının ortasında girdi. Ancak ikinci haftanın sonunda tek salonda gösterimi kaldı ve bu hafta itibariyle de tamamen kalktı. Saramago’yu seviyorsanız ve şizofreniyle yakından ilgileniyorsanız artık filmin dvd’sinin çıkmasını beklemeniz gerekecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.