YOLDAKİ ŞARKILAR: “IM JULI”

Sinemayı hayatının parçası hâline getirmiş sinemaseverler için yaz ayları maziye dönüp eski filmleri anabilecekleri bir açık hava sinemasına dönüşebiliyor. Eric Rohmer’ın yazlarından tutun, 31 Ağustos günü paylaşılan “Oslo, 31 Ağustos” gönderilerine kadar hem tüm bir mevsim hem de belirli günler hatırlanacak bir sürü film sahnesini de beraberinde getiriyor. Sinemayı bir anlamda hâlâ yaşayan bir sanat yapan da bu sanırım. Hayır, yaz mevsimi değil. Yılların getirdiklerini, değiştirdiklerini, dönüştürdüklerini hâlâ hatırda tutması. Hafızayı mevsimler geçerken yanında taşıması.

Yaz mevsimi deyince benim de aklımda bir film beliriyor elbet. Yazın her gelişinde, uzun bir yolculuk yapma isteği hasıl olunca, sergilerde takı stantlarının yanından geçince, sahilde şarkı söyleyen birilerini görünce, İstanbul’un iki yakası arasında mekik dokurken… Tam o sırada Güneşim çalmaya başlayınca. İşte o zaman kafamda beliren imgeler, uzun bir yola çıkmış arabanın izinde yolu aydınlatan şarkı sözlerinin harflerine dönüşüyorlar. Aklımda “Im Juli (Temmuz’da)” beliriyor. Ben her ne kadar bu yazıyı bir Ağustos günü yazsam da Temmuz’da yaz boyu aklımda belirlemeye devam ediyor. Zihnimin bir köşesinde tüm yıl açık olan bir açık hava sinemasında gösterimini yapıyor bu film. Hayali bir yoldaki hayali bir arabada ise filmle bütünleşmiş film müzikleri çalmaya devam ediyor.

Fatih Akın sineması, benim hayatıma uluslararası alanda da çok ses getiren filmi “Gegen die Wand’la (Duvara Karşı)” ile dahil olmuştu. Türkiye’den Almanya’ya göçen ailelerin Almanya’da büyüyen çocuklarının, yani oradaki ikinci neslin bir üyesi olan Akın, filmlerini çerçeveleyen göçmenlik, kuşak çatışması, sınırlar, arayış gibi temalara yakından bakabilen ve bunu didaktik olmaktan öte o gerçekliğin içinde yaşamış yetenekli bir gözlemci olarak yapabiliyor.

Akın’ın tüm filmografisine hâkim olmayı istediğim bu tanışma sürecinin ardından izlediğim diğer filmi “Crossing the Bridge: The Sound of İstanbul (İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek)” olmuştu. Ayrıca belirtmeden geçmek istemem “Duvara Karşı” ve “İstanbul Hatırası” o dönemde aldığım VCD’ler olarak arşivimde de yer almıştı. Sinemaya hayranlık duyan bir ergenin oluşturmaya çalıştığı bir sinema külliyatı yani. “İstanbul Hatırası”nda başka bir şey de vardı: Bu şehirle harman olmuş bir müzik belgeseliydi evet ama sadece şehir ve müzik ekseninde okumak da yetersiz kalabilirdi. Şehrin her sesini anlatısına dahil eden bir filmdi “İstanbul Hatırası”. Sokaktaki seslerden, Boğaz’ın akıntısına, bağlamanın telinden, çalan cep telefonunun melodisine kadar şehirde duyduğumuz, İstanbul’u dinlerken kulağımıza çalınan her sesin şehrin çatısı altında karşımıza çıktığı bir konser alanı gibiydi. Bu filmle beraber Fatih Akın’ın şehirlerle kurduğu ilişkinin seslerden ve müzikten ayrı durmadığını düşünmeye başladım. 

Onun sinemasına yaptığım bu yolculuk sonra beni “Im Juli”ye götürdü. Bu film onun o zamana kadar izlediğim iki filminden de farklı bir yerde duruyordu. Romantik komedi alt türüne dahil edebileceğimiz bu film, Fatih Akın’ın mizahıyla da tanışmamı sağlamıştı diyebilirim. Hatta “yolda geçen romantik komediler” diye yeni bir alt tür bile oluşturmak isteyeceğim bir yolculuk hâlini almıştı bu filmi izlemek.

Fizik öğretmeni Daniel’ın (Moritz Bleibtreu) bir aşk -ya da hayranlık- peşinde yollara düşme hikâyesini izlediğimiz film, Hamburg’dan İstanbul’a yol boyunca başka bir aşkın doğuşuna şahit olduğumuz bir yolculuğu bize sunuyor. Daniel’ın Melek’e (İdil Üner) aşkı film boyunca yine aynı güzergâha gideceğini öğrendiğimiz ve filmin başında ondan yüzük aldığını bildiğimiz Juli’yle kurduğu iletişimin izinde dönüşüyor. Aşkın tanımının, dönüşümünün, hissettirdiklerinin bir yol hikâyesinde karşımıza çıkması da filmin bunca yıl konuşulmaya değer yapan unsurlardan biri diye düşünüyorum. Çünkü aynı bilmediğimiz bir yolda ilerlemek gibi belirsiz ve heyecanlı bir tarafı var aşka dair çıkılan yolculukların. Elimizde harita olsa da gitmek istediğimiz yeri bilsek de bu yolculuktaki durakları, karşımıza çıkacak sürprizleri, geçtiğimiz manzaraları önceden bilemiyoruz. Yol arkadaşlarıyla kurduğumuz iletişimi de yol boyunca öğreniyoruz. Aynı Daniel ve Juli’nin kurdukları o iletişim gibi. Filmde onlara ve yola eşlik eden çok mühim bir şey daha var. O da film müzikleri. Fatih Akın iyi bir gözlemci olduğu kadar iyi de bir dinleyici. Sahnenin ritminin nasıl şekilleneceği, karakterlerin iç dünyasında hangi şarkıların yer aldığı, filmin temalarının bağ kuran şarkılar konusunda onun müzik kulağı devreye giriveriyor hemen.

“Im Juli”nin soundtrack albümü de bunun kanıtı diyebiliriz. Kimler yok ki bu albümde… Sezen Aksu’dan Brooklyn Funk Essentials’a Ulrich Kodjo Wendt’den İdil Üner’e bir sürü ismin müzikleriyle filmin yol haritasını çizdikleri bir albümden bahsediyoruz. Hem yeni notaların duyulduğu hem de nostalji damarımızın kabardığı bir seçki ayrıca bu. Daniel’ın Melek’e olan aşkıyla Güneşim’i duyup sonra Brooklyn Funk Essentials’ın Ska-Ka-Bop’uyla maceraya atıldığımız, yolda Ramona’yı dinlediğimiz, daha alacağımız yolları düşünürken Değer Mi’ye geçtiğimiz uzun yol şarkıları gibi hepsi. Albümdeki şarkıların sırası da bir anlamda Daniel ve Juli’nin iç dünyalarına ve dönüştükleri kişilere bir atıf gibi ilerliyor. Yola çıkmadan önce oldukları kişilerden İstanbul’a vardıklarında dönüştükleri kişiler aynı bir güneşin doğuşu gibi onları tekrar aydınlatacak iç sesleri de beraberinde getiriyor Ulrich Kodjo Wendt & Band bestesi Istanbul Sunrise’ın hissettirdikleri gibi. 

Filmin başından sonuna kadar da hatta film bittikten sonra seneler geçse de benim aklımda filmde de Melek’i canlandıran İdil Üner’in sesinden Güneşim çalmaya devam ediyor hep:

“Güneşim ayım sana ışık olsun,

Sıcak kumum yoluna açık olsun.”

*Bu yazı, sinema yazarı SEZEN SAYINALP tarafından “AYIN KONUK YAZARI” konseptimiz için kaleme alınmıştır.

Diğer Yazılar: FikriSinema
“GÜNDÜZ APOLLON GECE ATHENA” PEKİN FİLM FESTİVALİ TİANTAN ÖDÜLLERİ’NE ADAY
Emine Yıldırım imzalı “Gündüz Apollon Gece Athena”, dünya prömiyerini 37. Tokyo Film...
Devamını Okuyun
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir