ÖDÜL SEZONU VE ÖZELİNDE 2021 YILI OSCARLARI

Pandemi gölgesinde ödül sezonu

Homo Sapiens 2020 yılı boyunca insanlık için mini bir felaket olarak nitelendirilebilen Covid-19 hastalığı nedeniyle çok çeşitli kısıtlamalara tabi tutuldu. Pandemiden her sektör gibi sinema sektörü de oldukça etkilendi. Filmin sadece sinemada değil, sinema koşulları oluşturulan her ortamda izlenebileceği düşüncesini nihayet herkes anlamış oldu. Birkaç yıldır burun kıvrılan Netflix, pandemi koşullarının da etkisiyle artık eskiye nazaran ön yargıları büyük ölçüde kırmış vaziyette. Netflix yapımları geçen yıl çok sayıda Oscar adaylığı kazanmasına rağmen, iş ödül alma sırasına geldiğinde ne kadar görmezden gelindiklerini hep beraber görmüş olduk. Gelinen aşamada sinema sektörü, artık dijital platformlara burun kıvıracak lükse sahip değil. Bu tür dijital platformlar da olmasa sinemanın neredeyse ölü bir yıl geçireceğini çok iyi anlamış olduk.

2013 yılında ilk defa siyahi bir anlatıma sahip olan bir film Oscarlar’da en iyi film ödülü almıştı. 12 Years a Slave’den bahsediyoruz. Bu tarih bir milat olmayabilir ama 2015 yılından bu yana Oscarlar’ı dağıtan Akademi’nin bir değişim sürecine girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 2015 yılından bu yana sırasıyla Oscarlar’da en iyi filme uzanan Spotlight, Moonlight, The Shape of Water, Green Book ve son olarak Parasite, Akademi’deki değişimin açık göstergeleri. Bu filmlerin her biri, çeşitli açılardan birer azınlık anlatılarıdır. Akademi’nin  evrensel, insancıl, hakkaniyetli, yenilikçi, gelişmelere açık bir kurum olduğunu elbette iddia etmiyorum. Ancak 2013 yılından önce Oscarlar’da en iyi filme uzanan filmlere şöyle bir göz attığımızda, dünyanın en popüler sinema ödüllerinin bu kadar sığ, kötücül, muhafazakar ve gelişmelere kapalı filmlere gitmesi üzücüydü. En azından artık bir siyahi ya da bir eşcinsel anlatısı, bir pedofili karşıtı veya dili yabancı bir film Oscar alabiliyor. Bu filmlerin bir kısmı meselesini anaakım izleyici gözü ile aktarmış olsa dahi, bu da bir şey. Bir adım.

Spotlight (2015)

Sıradaki adım bir Netflix yapımının Oscar’a uzanması mı olur, bunu söylemek için henüz çok erken. Ancak Netflix’in bu yıl çok sayıda filmi ile ödül sezonuna damga vurması kuvvetle muhtemel. Geçen yıl 92. Akademi Ödülleri’nde Netflix yapımı filmler toplam 24 adaylık elde etti ve Netflix en çok adaylık elde eden şirket oldu. Ancak sıra ödül kazanma aşamasına gelince sadece yardımcı kadın oyuncu (Laura Dern – Marriage Story) ve belgesel (American Factory) kategorilerinde mutlu sona ulaştı. Günümüzün en çok saygı gören yönetmeni Martin Scorsese’nin harika filmi The Irishman bile, elde ettiği 10 adaylığın hiçbirini ödüle dönüştüremedi. Bunda filmin Netflix yapımı olması önemli bir faktör oldu. Bundan sonra Netflix’in adaylık konusunda kimseye zirveyi bırakmayacağı neredeyse kesin olmakla beraber, bu yıl kazanılan ödül sayısında da Netflix’in zirveyi göreceğini şimdiden söyleyebiliriz. 93. Akademi Ödülleri’nde en az 10 adet Netflix yapımı film, çeşitli kategorilerde Oscar’a aday olmaya çalışacak.

The Irishman (2019)

2020 yılının Netflix için bir milat olduğunu ilerde çok konuşacağız. Sektörün bu yıla kadar sinema için büyük bir tehlike ve tehdit olarak gördüğü, sinemayı öldüreceğini düşündüğü dijital film platformu Netflix, pandemi nedeniyle elde kalan en büyük film platformu konumunda. Kötü düşünceleri ve olumsuz ön yargıları bir dereceye kadar kırmayı başarabildi diyebiliriz. Bu durum ödül sezonuna, özelinde Oscarlar’a yansıyacaktır.

Bu yazıda, Oscar’a aday olması muhtemel filmleri konuşacağız. Yazının son kısmında en iyi film, yönetmen ve dört oyunculuk kategorisinden oluşan tahminlerimi iliştireceğim. Bu çok değerli(!) tahminlerimi merak edenler okuyabilir.

Toronto’yu fetheden kadınların Oscar yolculuğu

Oscarlar’da “En İyi Film” dalında ödülü alması en muhtemel film Nomadland. Venedik Film Festivali’nde aldığı Altın Aslan ve Toronto Film Festivali’nden gelen “seyirci ödülü” filmin en büyük kozları. Filmin yönetmeni Chloé Zhao’un kadın olması, kadın anlatısının söz konusu olması, kampanya sürecinde filmin elini çok güçlendiriyor. Eleştirmenlerden çok iyi tepkiler alması da cabası. Hollywood’da hala kadın-erkek eşitsizliğinin hüküm sürmesi ve bunun çeşitli platformlarda sıkça dile getirilmesi, siyahilerin hala ten renginden dolayı ırkçılığa maruz kalıyor olabilmesi, Trump gibi cinsiyetçi ve zorba birinin seçimde devrilmesi, her türlü azınlığın hala sektörde fırsat bulmakta zorlanması nedeniyle Akademi’nin filmlerin Oscar’a adaylık sürecinde yeni kriterler getirmesi gibi faktörler, Chloé Zhao’nun muhteşem yorumlar alan yeni filminin işine yarayacaktır. Nomadland’ın olası bir en iyi film ödülünü kucaklaması, beraberinde en az yönetmen ya da senaryo ödüllerinden birini de getirecektir. Filmin başrol oyuncusu duayen Frances McDormand’ın da filmin rüzgarına bağlı olarak üçüncü Oscar’ına ulaşması muhtemel.

Nomadland (2020)

Yeri Nomadland kadar garanti olmasa da ağırlığını fazlasıyla hissettiren ve  yönetmenliğini yine bir kadın olan Regina King’in yaptığı One Night in Miami, 1960’ların önemli siyahi figürleri Muhammad Ali, Malcolm X, Sam Cooke ve Jim Brown’un birlikte geçirdikleri bir geceye odaklanıyor. Bu dört ağır ismin tek ortak yönü tenk renkleri. Buradan son derece politik bir film çıkacağını söyleyebiliriz. Son yılların yıldız oyuncularından olan Regina King geçtiğimiz iki yılda Oscar ve Emmy kazandı. Mevcutta Amerika’nın en popüler oyuncularından biri. Filmin Venedik ve Toronto’da yankı oyandırdığını ve Toronto’da seyircilerce en beğenilen ikinci film olduğunu unutmamak lazım. Sam Cooke’u canlandıran Leslie Odom Jr. ve Malcolm X’e hayat veren Kingsley Ben-Adir isimleri çokça ön plana çıkarılıyor.

Netflix “En İyi Film” kategorisine kaç filmini aday gösterebilecek?

Netflix “En İyi Film” kategorisine kaç filmini aday gösterebilecek? Netflix yapımları toplamda kaç adaylık alacak ve bu adaylıkların kaçı ödüle dönüşecek? Bu gibi soruların cevabını çok merak ediyorum. Oscarlar’da aslında Nomadland’ın en büyük rakipleri iki adet Netflix projesi diyebiliriz. Bunlardan biri sinema dünyasına çok sayıda başyapıt bırakan ancak sadece 2 Oscar adaylığı bulunan David Fincher’ın Mank’ı. Mank, Fincher’in bilinen sineması ile her yönüyle ayrı bir yerde konumlanan, ağır bir atmosferde ilerleyen, politik, siyah beyaz bir film. İki yıl önce Alfonso Cuaron’un Roma’sı Netflix için neyse bu yıl Fincher’ın Mank’i de o. Mank, Roma gibi siyah beyaz olsa da, Roma’nın sahip olamadığı çok sayıda avantajlı özelliğe sahip: Film Roma gibi neredeyse tamamen kişisel bir film değil, dünya sineması ve Hollywood için çok büyük bir kült olan Citizen Kane filminin senaristi Herman J. Mankiewitz’i anlatıyor. Yani filmin başrolünde Hollywood var. Otopsi yapılır gibi Hollywood’un 1930’ları inceleniyor. Dünyaca ünlü yıldız oyuncular oynuyor. Politik bir gözlem söz konusu. Roma kadar ağır ilerleyen bir film değil. Bu ve daha birçok sebep Mank’i Nomadland’ın en önemli rakibi yapıyor. Zhao-Fincher ikilisinin yönetmen dalında yaşayacağı kapışma için şimdiden heyecanlıyım.

Mank (2020)

En İyi Film adaylığı için en güçlü üçüncü aday, yine bir Netflix yapımı olan The Trial of the Chicago 7. Tamamen Oscar’a oynayan, ana akım sinemanın küflenmiş, standart tüm kurallarına itina ile riayet eden, liberal söylemi olan bir yapım. Film, Vietnam Savaşı’nı protesto eden ve azınlık hakları konusunda duyarlı yedi kişinin komediyi andıran yargılama sürecine değiniyor. Gerçekleri tam olarak yansıtmadığına ilişkin eleştiriler filmin en büyük handikapı. Kalabalık oyuncu kadrosunda Oscar’a adaylık için hazırlanan en az üç isim var. Yardımcı erkek oyuncu kategorisine ambargo koyabilirler. Açıkçası film benim için fazla pasaklı. Ancak Amerikalılar iyi reaksiyon gösterdi. İyi bir kampanya ile Oscar’a uzanma şansı bile var. Maalesef. Netflix’in bu iki filmden hangisine daha çok güvendiği ve hangisine daha çok yatırım yapacağı ise henüz belli değil. Ödül sezonu tam olarak başladığında Netflix’in asıl yarış atını öğrenmiş olacağız.

Netflix, bu iki filmden sonra Ma Rainey’s Black Bottom ve Spike Lee’nin hiçbir özelliği olmayan yeni filmi Da 5 Bloods’u Oscar’a aday göstermeye çalışacak. Ma Rainey’s Black Bottom’u aşağıda konuşuruz, şansı da yüksek ancak son derece hantal ve neden yapıldığını anlamlandıramadığım Da 5 Bloods’un bana göre pek bir şansı yok. Spike Lee Amerika’da siyahiler için bir tanrı olabilir ama bu filmi fazlasıyla niteliksiz ve vasıfsız. Netflix’in pandemiyi fırsata çevirme planının bir parçası olan diğer filmler; 1950’lerde yapılsa iş görecek küflü bir Hillbilly Elegy, pek parlak eleştiriler almayan ama barındırdığı performanslar çokça beğenilen Pieces of a Woman, yine eleştirmenlerce yerden yer vurulan son Ryan Murphy oyuncağı The Prom, son olarak henüz kimsenin izlemediği ancak fragmanından temiz bir işçiliğe sahip ve teknik dallarda şansının yüksek olduğu anlaşılan bilim kurgu türündeki George Clooney filmi The Midnight Sky.

Sonuç itibariyle Netflix’in 93. Akademi Ödülleri’nde “En İyi Film” kategorisinde üç film ile yarışma olasılığı büyük bir başarı olacaktır. Dördüncü film için ellerindeki en büyük koz Spike Lee’nin bir şeye benzemeyen filmi Da 5 Bloods olacak. Bekleyip görelim bakalım.

Oyuncularının arkasına gizlenen filmler

Ma Rainey’s Black Bottom ise sırtını tamamen performanslara dayayacak gibi duruyor. Chadwick Boseman ve Viola Davis’e Oscar’larını şimdiden teslim eden çok sayıda tahminci var. Çok sevilen ve saygı duyulan Boseman’ın beklenmeyen ölümü, bu performansa duygusal oyları fazlasıyla kaydırabilir ancak Viola Davis’in karşısında devasa bir Frances McDormand olduğunu belirtmekte fayda var. Filmin fragmanından ikilinin şaşalı ve gösterişli oyununun tam da Akademi’nin seveceği tarzda olduğunu söyleyebiliriz. Blues’un Kraliçesi Ma Rainey’in konu edildiği bu eser, bir müzik filmi ayrıca. Adaylık şansı çok yüksek.

Ma Rainey’s Black Bottom (2020)

Dev oyunculuklardan beslenen bir diğer film The Father. Ma Rainey’s Black Bottom gibi The Father da oyuncularının performanslarına güveniyor. Hollywood’un veteran isimlerinden Anthony Hopkins ve günümüzde her oyuncunun kariyerine gıpta ile baktığı Olivia Colman, bu filmde karşılıklı döktürecekler gibi duruyor. Yaşlılık, yalnızlık, baba-kız ilişkisi temalarına odaklanacak The Father aslında bir tiyatro oyunu. Filmin yönetmeni olan oyun yazarı Florian Zeller’ın ilk yönetmenlik deneyimi. Sundance Film Festivali’nde olumlu yorumlar alan filmin oyunculuk performansları yardımıyla bir yerlere kadar geleceği aşikar. Filmin değindiği konular ve Akademi üyelerinin yaş ortalaması düşünüldüğünde, filmin önemli bir avantajının bulunduğu açık.

Bir bağımsız ruh, bir animasyon

Son yıllarda elde ettiği başarılarla ödül sezonunun önemli aktörlerinden birine dönüşen A24 şirketinin elinde küçük bütçeli bir bağımsız var. Minari. Minari, geçtiğimiz yıl Sundance Film Festivali’nden büyük ödül alarak ayrılmıştı. Bunun yanında izleyici ödülünün de sahibi olmuştu. Birkaç yıl öncesine kadar Sundance kökenli filmler, Oscarlar’da büyük başarılar kazanabiliyordu. Belki de Minari o filmlerden biri olacak. Eleştirmenlerden sıkı yorumlar alan ve geçen yılın filmlerinden The Farewell’e benzetilen filmin şansı yüksek. Çünkü Sundance çıkışlı bağımsız yapımların doğru kampanyalarla ne kadar başarılı olabildiklerini çok gördük. Ayrıca Burning ile sinemaseverlerin gölüne taht kuran Steven Yeun filmin kadrosunda. Ve gönül ister ki, kendisi de bir adaylık kapsın.

Minari (2020)

En son bir animasyon film En İyi Film kategorisine girdiğinde tarih 2010 yılını gösteriyordu ve filmin adı Toy Story 3 idi. Animasyon filmlerin bu kategoriye ne kadar zor girebildiğini biliyoruz. Ancak gelin görün ki Pixar’ın Soul isimli yeni animasyonu, muazzam tepkiler aldı hatta kimileri Soul için Pixar’ın gelmiş geçmiş en iyi animasyonu bile dedi. Bu kadar gürültü koparması karşısında şimdilik listemize alalım. Soul’un yönetmeni Pete Docter’ın Inside Out ve Up’ı yazıp yönettiği, Wall-E ve ilk Toy Story’nin senaristlerinden biri olduğu, Up’ın 2009 yılında en iyi film kategorisine girme başarısı gösterdiği düşünüldüğünde, Pete Docter’ın sektörün en önde gelen isimlerinden biri olduğu ve iyi bir kampanya ile filmin en iyi film kategorisine sızma ihtimalinin yüksek olduğu pekala söylenebilir.

Büyük şirketlerin pusuda bekleyen yarış atları

Paul Greengrass’ın News of the World’ü bir dönem draması ve Amerikan İç Savaşı’na götürüyor bizi. Filmin baş karakteri, savaşta kimsesiz kalan bir kız çocuğunu akrabalarına götürmek için zorlu bir yolculuğa koyuluyormuş. Fragmana bakıldığında film Coen Kardeşler’in True Grit’ini andırdı. Özellikle Akademi’nin yaşlı beyazlarının ilgisini çekebilecek bir film. İlgi çekici görüntüleri, dev prodüksiyonları ve Amerika’da sevilen bir yönetmeni var filmin. Universal’ın elinde bundan daha iyi pazarlayabileceği bir proje yok açıkçası. Film eksikliği nedeniyle aday olma şansı yüksek. Filmin doğru bir kampanya ile çift sayıya ulaşabilecek kadar adaylık toplama ihtimali bulunduğunu belirtelim.

Lee Daniels, Precious başarısından sonra yaptığı kötü seçimler sonrasında The United States vs. Billie Holiday ile geri dönüyor. Film Paramount’un elinde. En büyük caz sanatçılarından biri olarak gösterilen Billie Holiday’in hayatı beyazperdeye aktarılıyor. Filmden ilgi çekici görseller yayımlandı ancak henüz kimse filmi izlemediği ve herhangi bir fragman da yayımlanmadığı için filme dair pek yorum yapılamıyor. Ancak doğru hamleler ile süreç yönetilirse, daha önce Akademi’ye kendisini kanıtlamış bir yönetmen olan Lee Daniels’ın yeni filmi çok sayıda adaylık alabilir. Hali hazırda Paramount’un eli de boş zaten.

Judas and the Black Messiah (2021), News of the World (2020),
The United States vs. Billie Holiday (2021)

Gel gelelim bu aralar herkesin konuştuğu Warner Bros.’a. Warner Bros., yeni bir karar alarak pandemi sebebiyle 2021 yılında vizyona girecek tüm filmlerinin, eş zamanlı olarak bir dijital platform olan HBO Max’ta da yayımlayacağının açıkladı. Bu haber sinema camiası için bir bomba haber niteliğinde. Sinema salonlarının kaderini değiştirme niteliğine sahip bir karar bu. Bu yönde bir karar alan Warner Bros., şu an Nolan’ın başını çektiği bir gup sinemacının hedef tahtasında. Onlar tartışadursun, biz şirketin elindeki iş yapabilecek tek film olan Judas and the Black Messiah’a değinelim. Tenet’in istenen başarıyı elde edememesi nedeniyle şirket bu filme yönelmiş vaziyette. Bu yıl yarışta çok sayıda siyahi film var. Hepsinin en iyi filme aday olması mümkün olmasa da, çeşitli kategorilerde siyahi isimler bu yıl adaylık patlaması yapabilir. Daniel Kaluuya’nın çok konuşulduğu ve konuşulmaya da devam edeceği gözüken Judas and the Black Messiah, Black Panther partisinin lideri Fred Hampton’un hayatına odaklanıyor. Doğrudan siyasete yoğunlaşan bir film var karşımızda. Fragmandan oldukça tempolu olduğu anlaşılan filmin neler yapabileceğini bekleyip göreceğiz.

Altı kategoriden oluşan Oscar 2021 tahminlerim ise şöyle;

EN İYİ FİLM:

  1. Nomadland
  2. Mank
  3. The Trial of the Chicago
  4. One Night in Miami
  5. The Father
  6. Ma Rainey’s Black Bottom
  7. Minari
  8. News of the World
  9. The United States vs. Billie Holiday
  10. Soul

Pusuda Bekleyenler: Da 5 Bloods, Judas and the Black Messiah, Promising Young Woman

EN İYİ YÖNETMEN:

  1. Chleo Zhao
  2. David Fincher
  3. Aaron Sorkin
  4. Regina King
  5. Lee Isaac Chung

Pusuda Bekleyenler: Spike Lee, Paul Greengrass

EN İYİ KADIN OYUNCU:

  1. Viola Davis
  2. Frances McDormand
  3. Vanessa Kirby
  4. Andra Day
  5. Kate Winslet

Pusuda Bekleyenler: Carey Mulligan, Sophia Loren

EN İYİ ERKEK OYUNCU:

  1. Chadwick Boseman
  2. Anthony Hopkins
  3. Gary Oldman
  4. Steven Yeun
  5. Riz Ahmed

Pusuda Bekleyenler: Tom Hanks, Kingsley Ben-Adir

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU:

  1. Amanda Seyfried
  2. Olivia Colman
  3. Ellen Burstyn
  4. Yuh-Jung Youn
  5. Saoirse Ronan

Pusuda Bekleyenler: Glenn Close, Helena Zengel

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU:

  1. Leslie Odom, Jr.
  2. Sacha Baron Cohen
  3. Mark Rylance
  4. David Strathairn
  5. Daniel Kaluuya

Pusuda Bekleyenler: Yahya Abdul-Mateen II, Bill Murray

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir