GECE VURGUNU

BİZİM “ŞEBEKE”MİZ: NIGHTCRAWLER

Bugünden geçmişe bakıp onu anlamlandırmak kolaydır; olayların sebeplerini, aktörlerini, sonuçlarını zaman ilerledikçe daha net görebildiğimizden yorum yapmak görece kolaylaşır. Zor olan ise anı yorumlamak, bugüne bugünden bakmaktır. Bu durum söz konusu sinema olduğunda daha zorlaşır, bu nedenle çok az film “anı” yakalayabilmiştir; “Büyük Diktatör”ü, “Şebeke”yi ya da “25. Saat”i yücelten ana unsur içinde bulundukları zamanı gelecekten bakıyormuşçasına ele alma kabiliyetleridir. “Nightcrawler” da böyle bir film, medya üzerinden sistemi ve insan ruhunun ulaşmış olduğu karanlık noktayı eleştiren, günümüzü geleceğe taşıyacak değerli bir eser.

“Nightcrawler”ın bu başarısının altında 55 yıllık birikim ile ilk film olmanın getirdiği deli enerji yatıyor, ortaya çıkan sonucu görünce Dan Gilroy’un saha, zemin ve hava müsait olmasına rağmen bunca yıl niçin beklediğini anlayabiliyoruz. Normalde Louis Bloom (Jake Gyllenhaal) gibi bir karakter yarattığınızda senaryoya ve teknik anlamda işçiliğe pek gerek duymazsınız, öyküsünü yazıp sizi peşinde sürükler kendisi fakat Dan Gilroy kolaya kaçmayarak karakterini bir an bile yalnız bırakmıyor; hikayesini tikellikten tümelliğe ulaştıracak her detayı nakış gibi işliyor. Bunu yaparken ne “15 Dakika”daki gibi kör göze parmak bir yaklaşım sergiliyor ne de “Katil Doğanlar”daki gibi satirik bir üsluba sırtını yaslıyor. Böyle bir ilk film ancak bu kadar yıl beklenerek çekilebilirmiş diye düşünmeden edemiyor insan.

Film, Louis Bloom’un ta kendisi, Louis Bloom da birçok ideolojiyi bünyesinde barındıran bir bileşke. Sistemin kendisi ve kurbanı; değişen dünyanın kurallarını kanıksamış, zirveye giden yolda ilerleyebilmek için eski dünyanın değerlerini çiğnemekten kaçınmayan, bunu yaparken de zevk alan biri aynı zamanda. Yaptığı iş ise geniş kitleler için “ölüm pornosu” çekmek, ne kadar sert olursa o kadar prim yapacağının farkında ve bu uğurda pornosunda oynamaktan bile geri durmuyor; ülkemizde son zamanlarda gördüğümüz iflah olmazlar gibi ekmeğini kandan çıkartıyor bir nevi. Jake Gyllenhaal’ın hakkını vermek lazım, enfes yazılmış bu karakter başka bir oyuncunun elinde Cadılar Bayramı kostümüne dönüşebilirmiş, ileride kendisini sadece Donnie Darko olarak hatırlamayacağımız kesin gibi.

“Nightcrawler”, bugünlere nasıl geldik diye sorduğumuzda elimize tutuşturulan o eserlerin arasına gönül rahatlığıyla yazabileceğimiz ve yaşlandığımızda o günlere nasıl geldiğimizi soracakların kafasına fırlatabileceğimiz bir eser. Şimdilik medya eleştirisi dediğimizde “15 Dakika” diyenlerin ağzına vurmak için de kullanabiliriz kendisini.

Diğer Yazılar: Tanju Baran
Öldürme Arzusu
Trump Döneminin Sembolü: Death Wish Death Wish serisinin ve yeniden çevriminin nerede...
Devamını Okuyun
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir