“DÖNGÜ”MÜZ NORMAL DEĞİL

“Delirmemek mümkün değil deliremiyorum…” Deliler – Devekuşu Kabare

Kült Kavaklıdere‘de “Döngü“nün Ankara galasındaydık. Tek bir boş koltuğun dahi kalmadığı o salonda doğanın sessiz ama güçlü ritmine hep birlikte tanıklık ettik. Perdede bir sincabın derin uykusu belirdiğinde herkesin nefesini tutup pür dikkat kesilmesi (telefonuna davranıp o anı yakalayamayanlar dahil), içimizde bir yerlerde o kadim bağın hâlâ yaşadığının kanıtı gibiydi.

Bulut Renas Kaçan‘ın Doğa Derneği yapımcılığında çektiği ve 32. Altın Koza‘da Mansiyon Ödülü kazanan bu belgesel, klasik çevre filmlerinin tehdit-çatışma-zafer şemasını geride bırakıyor. Orhanlı Vadisi’nin zeytinliklerinde yıl boyunca ne yapıldığını adım adım, sabırla izliyor. Ot yönetimini, meracılığı, hasadı, orman yangınlarından korunmayı… İnsanların yılanlarla, sincaplarla, karatavuklarla nasıl komşu olduğunu, zeytini nasıl üç hak üzerinden hasat ettiklerini gösteriyor. Nasıldı? Birini kurda, birini kuşa, birini kendine.

Kamera doğanın ritmine uyum sağlıyor; sincabın uykusunu bekliyor, zeytin dalının hareketini izliyor. Bu sabır tesadüf değil: çekimler 2018’de başlamış, beş yıl sürmüş; kurgu aşaması da iki yıl. Toplam yedi yıllık bir emek. Üstelik hiçbir sponsor veya fon desteği olmadan. Belgeselin sonunda yazıların akışı o kadar kısa sürdü ki salonda bunu fark etmemek mümkün değildi.

İlk Soru Zordur

Sonra söyleşi başladı. İzleyiciden gelen ve aklımda kalan sorular şunlardı:
“Yeşil zeytinin yararları nelerdir?”
“Neden oklu kirpi çekmediniz?”
“Bir çiftçinin kâra geçmesi için kaç dönüm zeytinliği olması gerekir?”

Kâr-zarar tablosu çizmeye niyetli bu soru bir kaza değildi. Alışkanlıktı. Normaldi!

Oklu kirpi sorusu aslında çok şey anlatıyor. Doğayı tamamlanması gereken bir katalog içeriği gibi gören bir bakış açısı bu. “Sincap var, yılan var, karatavuk var ama oklu kirpi eksik.” JES projelerine karşı halen direnişini sürdüren, beş yıl kamerayı omuzlayan insanların ürettiği perdedeyken akıl eksik hayvanda kalıyor. Bu küçük ama son derece açıklayıcı bir an.

O anda aklıma “Hiçbir Şey Normal Değil” geldi. Ceylan Özgün Özçelik‘in dört yılda tamamladığı bu hibrit belgesel, Antalya’nın Kemer ilçesinde “Dünyanın ilk ekolojik tatil köyü” etiketiyle kurulan ve 2014’te borç içinde kapıları kapanan Naturland’ın enkazında geçiyor. Cam kırıkları, yosun tutmuş havuzlar, Nuh’un Gemisi şeklinde inşa edilmiş restoranlar, plastik tırtıllar, yapay şelaleler… Gerçek doğayı tahrip edip yerine “doğa illüzyonu” dikmiş bir zihniyetin grotesk kalıntıları. Özçelik bu enkaz üzerine neredeyse tamamı kadınlardan oluşan bir ekiple çalışmış. Deneysel tarafı ağır basan belgesel, gerçek metinlerden bir kurmaca ile seyircisini hikayesine ortak ediyor.

Naturland “ekoloji” diyerek kurulmuştu. Söyleşide “Kaç dönümde kâra geçilir” diye soranlar da doğaya meraklı. Fakat hepsi doğayı önce bir şeye dönüştürüyor. Kimi reklam sloganına, kimi ranta, kimi de ulusal belgesel kanalı izleme listesine.

Ne Sorsak?

Söyleşide sorulan sorulardan dolayı izleyicilere kızgın değilim. O sorular yanlış bir niyetten değil, yıllarca içselleştirilen bir bakış açısından geliyor. Doğayı “kullanılacak ya da seyredilecek bir şey” olarak görmeyi o kadar normalleştirdik ki perdede tam tersini anlatan bir filmin hemen ardından zeytini “kaça satar”, yılanların sevişmesi “yeter mi” diye sorgulayabiliyoruz. Kaplumbağaları da unutmayalım.

Kemer’deki plastik tırtıllar gibi, Orhanlı Vadisi’ndeki JES projesi de aynı hikâyenin devamı. HES’ler, madenler, taş ocakları. Hepsi aynı kapıdan giriyor. Naturland’ı bitiren rant zihniyetiyle zeytinliğin altına boru döşemeye çalışan zihniyet arasında pek fark yok. Bu zihniyet “Döngü”de anlatılan ve insanların yüzyıllardır koruduğu dengeyi tanımıyor. Tanımak istemek bir yana, var olduğunu bile kabul etmiyor. Çünkü döngü kâr üretmiyor. Döngü yaşatıyor. Ve bu zihniyet için yaşatmak yeterli bir gerekçe değil.

“Döngü” bize başka bir “normal”in mümkün olduğunu söylüyor. “Hiçbir Şey Normal Değil” ise zaten inşa ettiğimiz “normalin” nasıl bir enkaza döndüğünü gösteriyor. Savaştan geriye kalanlar gibi duymadan, konuşmadan izleyeceğimiz enkazlara.

Deliremiyorsak dönelim diyorum. Dönemiyoruz da… Döngümüz Normal Değil!


Ben de Görsem

Hiçbir Şey Normal Değil şu an HBO Max platformunda izlenebiliyor. Yani TV+ platformunda da izlenebiliyor.

“Döngü” ise festival yolculuğuna devam ediyor yakında İstanbul’da: 10 yıllık aradan sonra 30 Mart–5 Nisan tarihleri arasında yeniden kapılarını açan 1001 Belgesel Film Festivali‘nin programında yer alıyor.

Diğer Yazılar: Barış Arslan
AYŞE: GÖRÜNMEZ BAKIM EMEĞİ
İlk filmler kişiseldir. Hep öyle olmuştur. Kişisel olanı bozup yeniden kurarsın; o...
Devamını Okuyun
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir