Yönetmenliğini Vicky Jewson‘ın üstlendiği senaryosunu Kate Freund‘un kaleme aldığı Pretty Lethal, 13 Mart’ta South by Southwest Film & TV Festival‘inde prömiyerini yapmasının ardından 25 Mart’ta Amazon Prime Video‘da yayımlandı.
Başrollerinde, Uma Thurman, (Devora Kasimer) Maddie Ziegler, (Bones) Lana Condor, (Princess) Irıs Apatow, (Zoe) Millicent Simmonds (Chloe) ve Avantika’nın (Grace) yer aldığı film, prestijli bir bale topluluğunun Budapeşte’deki dans gösterisine giderken otobüslerinin bozulması sonucunda Teremok Inn’e (Han) sığınmalarını ve burada esir alınarak hayatta kalma mücadelesi vermelerini konu alır.
Filmin açılışında geçen, ‘’her balerinin kalbinde bir savaşçı yaşar.’’ repliği anlatının izleyeceği yönü belirliyor. Ancak film, anlatı derinliğinden çok, görsel dil, stilize şiddet, ritim ve koreografisiyle estetik öncelikli bir yapım olarak kaşımıza çıkıyor. Bir grup tehlike altında formülüyle ilerleyen film, abartılı şiddeti ve oyunculuklarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Uma Thurman‘ın canlandırdığı Devora, hırslı bir balerinden, patroniçeye dönüşen sert, otoriter, abartılı ve absürt, filmin campy tonuna uyum sağlayan bir karakter olarak sunuluyor. Film Devora‘nın trajik geçmişine ve intikam istediğine yüzeysel bir şekilde değinerek daha çok aksiyonun işleyişine odaklanıyor.
Balerinlerin Dans Yeteneği Hayatta Kalma Aracına Dönüşüyor
Teremok Inn’e sığınan bale ekibinden eğitmen Thorna (Lydia Leonard), Macar mafya liderinin oğlu Pasha (Tamás Szabó Sipos) tarafından vurularak öldürülüyor. Olaya şahit olan balerinler Teremok Inn’in sahibi Devora tarafından esir alınıyor. Bu vurulma anından sonra, filmin aksiyon fitili ateşleniyor.
Başlangıçta balerinler zayıf ve korkmuş olarak gösteriliyor, sonrasında ise içlerindeki savaşçı ortaya çıkıyor. Bones, diğer balerinlere; Princess, Zoe ve Grace‘e liderlik ederek (Chloe, sonradan dahil oluyor.) onları savaşmaları konusunda cesaretlendiriyor. Maddie Ziegler tarafından canlandırılan Bones, film boyunca sert ve hırçın duruşuyla dikkat çekiyor.

Dövüş sahneleri (Ballet-fu) dans koreografileriyle birleşerek filmin kendine has yapısını ortaya çıkarıyor. Bu da filmi klasik aksiyondan ayıran en önemli nokta oluyor. Dans koreografileriyle birleştirilen sahneler filmin görsel dilini güçlendiriyor. Balerinlerin esnekliği, hareketlerin kontrolü, denge, ritim ve fiziksel dayanıklılık gibi unsurlar şiddeti estetik bir yapı içerisinde sunuyor. Örneğin dövüş esnasında Bones, ayakkabısına takılı jiletle fouetté dönüşü yaparak karşısındaki düşmanı alt ediyor. Bu sahne, zarafet ve gücün birleştiği en çarpıcı ve en etkileyici anlardan biri oluyor.
Dövüş sahnelerindeki her bir hareket, vuruş müzikle estetize ediliyor. Teremok Inn’in ortasında balerinlerin klasik müzik eşliğinde dans edip dövüştükleri sahne, şiddetin senfonisi gibi işliyor. Bu sahne, balerinlerin hareketleriyle uyum içerisinde ilerlediği için kamera çoğu anda kesme yapmadan takip halinde kalıyor. Kamera sadece belli bir karaktere değil, arka plandaki dövüş anlarına da odaklanarak mekandaki kaosu kadraja alıyor.
Film, çoğunlukla tek ve kapalı bir mekanda geçiyor. Teremok Inn; izole yıpranmış, karanlık, tehditkar, gotik atmosferiyle bir labirent gibi sunuluyor. Balerinlerin beyaz, zarif kıyafetleri mekanın kirli ve karanlık dokusuyla görsel bir kontrast yaratıyor. Sahnelerin tonuna göre stilize renklendirmeler kullanılıyor. Özellikle düşük anahtar (Low-key) ışıklandırma ve neon tonlar filmi, neo-noir atmosferine yaklaştırıyor. Bu da filmin estetik yönünü ortaya çıkaran bir diğer özellik oluyor.

Tüm bu görsel ve teknik tercihler filmin genel yapısını belirleyen unsurlar haline geliyor. Beş balerinin hayatta kalma mücadelesini zarif ve kanlı bir resitale dönüştüren Pretty Lethal, aksiyon ve gerilim türlerini stilize bir anlatımla birleştirerek eğlenceli bir izleme deneyimi sunuyor.
