Zamanı Aşan Bilgelik: İnsanın Özüne Vurulan Mühür
Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük kalemlerinden biri kabul edilen William Shakespeare’in en büyük gücü; aşkı, kıskançlığı, hırsı, ihaneti ve intikamı insan doğasının değişmeyen çelişkileriyle birlikte olağanüstü bir gözlem yeteneğiyle aktarabilmesinde yatıyor. Bu nedenle aradan yüzyıllar geçmesine rağmen etkisinin sürmesi tesadüf değil. İnsanlık teknolojik açıdan çağ atladı ama Hamlet’in acısı, Macbeth’in hırsı, Othello’nun şüphesini hâlâ bugünün insanında görüyoruz. Onun kaleminde zamanı aşan bir bilgelik vardı ve yazdıkları insanın özüne mühürlenmişti. Bu yüzden insan hangi dönemde yaşıyor olsa da onun yazdıklarından kendine ait bir şeyler bulacaktır.
Shakespeare eserlerinde dramatik yapıyı kurarken adım adım ilerleyen bir kaçınılmazlık hissi yaratır. Rastlantı gibi görünen her gelişme sonunda kadere bağlanır. Üstelik bunu yaparken karakterlerini tek boyuta hapsetmez, kimse bütünüyle “iyi” ya da “kötü” değildir. Hepsi hatalı, kırılgan ve karmaşıktır. Tıpkı insan gibi.

Sanatın İyileştirici Gücü: Acıyı Hamlet ile Dönüştürmek
Hamnet Shakespeare’nin trajik hayatına geldiğimizde ise babasının Londra’da olduğu yıllarda annesi ve kardeşleriyle Stratford’da büyür. 1596’da henüz 11 yaşındayken yaşama veda eder. Ölüm nedeni kayıtlarda belirtilmemiş ama veba salgınından olduğu söylenir. O dönemde İngiltere’de çocukların yaklaşık üçte biri hastalıktan ölüyormuş. Hamnet’in ölümü, Shakespeare’in hayatındaki en büyük kişisel trajedilerden biri olarak kabul edilir. Ünlü oyunu Hamlet’i bu acının eşiğinde yazmıştır.
Maggie O’Farrell’ın 2020 tarihli aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni ve senaristi Chloé Zhao (Nomadland ile Oscar’lı). O’Farrell ile birlikte yazdıkları senaryonun başrollerinde Jessie Buckley (Agnes) ve Paul Mescal (William) var. Film, genç William ile Agnes’in tanışması, tutkulu evlilikleri, üç çocukları ve Stratford’daki günlük hayatlarıyla başlıyor. Sonra veba salgını geliyor ve Hamnet’in ölümüyle aile dağılıyor. William, Londra’da tiyatro dünyasında yükselirken; Agnes, doğayla, ağaçlarla, sezgileriyle yasını yaşıyor. Film, yasın farklı biçimlerini, evliliğin çatlaklarını ve en sonunda sanatın (Hamlet oyunu) acıyı nasıl dönüştürdüğünü gösteriyor.
Yaratım Bir İyileşme mi, Hatırlama Biçimi mi?
Hamnet, yasın estetize edilmesiyle onu sömürmek arasındaki o ince çizginin gayet farkında olan bir yönetmen aklının ürünü. Çoğu zaman fark edilmeden geçilen o ince çizgiyi büyük bir dikkatle ayırıyor. Pek çok yapım, seyircinin duygusal reflekslerini harekete geçirmek için müziği yükseltir, bakışı yönlendirir, acıyı büyütür; burada ise tam tersi bir tutumla karşılaşıyoruz. Merkezdeki trajedi, sadece bir çocuğun ölümü değildir artık. Geride kalanların zamanla, mekânla ve birbirleriyle kurduğu ilişkinin çözülmesidir de aynı zamanda. Yas, evin içindeki havayı değiştirir. Odalar daralır, gündelik hayatı etkiler ve tanıdık olan her şeye yabancılaşır. Film tam da bu dönüşüme dikkat çekmek istiyor. Büyük çatışmalar, gösterişli yüzleşmeler yerine bakışlarda, susuşlarda ve hislerde kendini gösteriyor. Özellikle anne figürü üzerinden kurulan hat, yasın bedensel bir deneyim olduğunu hissettirirken, acının soyut bir fikirden çok taşınan, büyüyen ve nefes almayı zorlaştıran bir ağırlık olduğunun vurgusu yapılıyor. Filmin trajedisi nihayetinde dramatik bir araç olmaktan çıkıp varoluşsal bir hâle dönüşüyor.
Yaratım; mucizevi bir iyileşmeden çok, eksikle yaşamayı öğrenmenin başka bir biçimidir bence. Acı kaybolmaz, biçim değiştirir. Hatıraya, yazıya, söze, şiire, şarkıya ya da sahneye sızar. Yaşamaya devam etmenin yolu bazen budur. Sonunda ortaya çıkan şey, yasın tüketildiği değil, taşındığı bir sinema hâlidir. Acıdan gösteri üretmeyen ama bu durumu olgunlukla kabul eden bir bakış bu. Belki de bu yüzden film bittiğinde geriye büyük laflardan çok içimize oturan sessiz boşluk kalır. Hayat tam olarak budur bence. Acılarla boşluklar arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Bu sarkaç arada sırada mutluluktan da geçerek kendi dengesini kurar her insan için. Hamnet ölür, Hamlet başka bir evrende yaşamaya devam eder.
