Ders kitabı olarak okutulan çoğu tarih kitabında basitçe yılına ve kimin kazandığına değinilen savaşlar, birbirinden büyük bütçeli filmlerle de anlatıldığında, savaşın gerçekten ne olduğunu bilmeyen nesiller için korkulacak, kaçınılacak tarihi bir kötülük olarak değil basit bir olay olarak görülebilir. Ancak insanlığın birbirine verdiği muazzam zararlar sıralandığında en başta gelecek olan savaşlar, ardında bıraktığı yıkımlarla insanlık tarihini her seferinde geriye götürmüştür, çıkar çatışması nedeniyle sayısız insanın canına mal olmuştur. Bu nedenle benim için en iyi savaş filmleri, bu kötülüğü, çaresizliği anlatan yapımlardır. Mukaddes Vazife filmi de konu çaresizlik ve insan hayatının değersiz görüldüğü anlar olduğunda izlenebilecek en iyi filmlerden biridir.
1981 yapımı Mukaddes Vazife, içine sıkıştıkları denizaltında savaşın gerçeklerini, hayatın anlamını anlayan mürettebatın hikayesini konu edinir. Göreve başladıkları an hissettikleri ile filmin sonuna doğru hissettikleri arasında büyük zıtlık bulunur. Film boyunca birçok kez gerçek çaresizliği yaşayan mürettebat için savaş anlamsızlaşır. Son ana kadar görevlerini yapmak için çabalasalar da psikolojik olarak büyük çöküntü yaşarlar.

Yönetmen Wolfgang Petersen’in kusursuza yakın bir iş çıkarttığı söylenebilir bu filmde. Denizaltının birebir birçok kopyasının yapıldığı, bombalama sahnelerinde sarsıntı hissedilebilsin diye hazırlanan düzenekler ve en önemlisi izleyicinin denizaltının içinde kendisi de mürettebattan biriymiş gibi hissetmesine neden olan kamera kullanımı ile Petersen bir başyapıtın altına imzasını atmıştır. Kapalı alan korkusu olmayanların bile nefesini daraltacak kadar denizin altında kalma hissini veren film, yönetmen Petersen ve görüntü yönetmeni Jost Vacano’nun başarısıdır.
Film gösterime girdiği sene 150 dakika olarak yayınlanmış, bu versiyonuyla da Akademi’de en iyi yönetmen dahil 6 dalda Oscar adaylığı elde etmiştir. Her ne kadar bir Alman filmi için bu bir rekor ve Oscar başarısı olsa da filmin kesintiye uğramamış hali çok daha büyük bir eser olarak görülür. Çünkü karakter gelişimini, içinde bulunulan buhranı, savaşın bıraktığı hasarı bu versiyon daha iyi anlatmaktadır. 1984 yılında filmin bu versiyonu BBC’de mini dizi olarak yayınlanmıştır. 2004 yılında ise filmin kesintiye uğramamış hali DVD olarak raflarda yerini almıştır.
Filmi izlerken olayları çoğunlukla kaptanın gözünden değerlendirmeye yönleniriz. Kaptanın gitgide değişen ruh halini, yüzüne, mimiklerine ve hareketlerine yansıtmayı başaran Jürgen Prochnow, sinema tarihine unutulmaz bir karakter hediye etmiştir. Prochnow’un bu başarısıyla birlikte diğer oyuncuların da ona eşlik etmesi filmin izleyicide bıraktığı daralma hissinin en önemli etkenidir.
Bir denizaltında mahsur kalmak, bir daha gün yüzüne çıkamayacağını hissetmek ve boğularak hayatını kaybedeceğini sanmak öyle büyük bir korku ki, izlerken beni oldukça rahatsız etti. O insanların yerinde olmadığım için kendimi şanslı hissettim ve savaşın yarattığı tahribatların bir kez daha farkına vardım. Günümüz mafyatik kabadayı dizilerinin özendirdiği bireysel silahlanma ve şiddet hikayelerindense, tekrar tekrar izlenip ders alınacak yapımlardan biri Mukaddes Vazife. İnsanlığın en büyük düşmanının insanlık olduğunun kanıtı niteliğinde.