FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR – III

Amedspor Belgeseli Üzerine

2016 yılında Türkiye futbolu tuhaf bir sahne izledi. Amedspor zor bir gruptan çıkmış, Bursaspor’u elemişti. Türkiye Kupası çeyrek finalinde İstanbul’un aynılarından lacivert olanı vardı karşısında. Ama o maçtan önce bir şey oldu. İstanbul’da oynanan Başakşehir maçında Amedspor taraftarları tribünde şunu haykırdı: “Çocuklar ölmesin, maça gelsin.” TFF bu sloganı ideolojik ve politik propaganda saydı. Ceza: 1 maç seyircisiz. İşte bu ceza tam o maça denk geldi. Amedspor taraftarı şehrine gelen büyük? takımı kendi stadında izleyemedi.

TFF bu satırları yazdığım günlerde hala aynı TFF. Büyük şehirlerin büyük kulüplerinin haklarını özenle koruyan, Anadolu‘nun takımlarına ise kural kitabının aynadan yansımış halini dayatan. Belgeselde anlatılan cezalar, yasaklar ve baskınlar o dönemin istisnası değildi. Sistemin kendisiydi. Amedspor’un o günden bugüne başına gelen de tam olarak bu. Futbol G-B-M-G-G şeklinde sıralanan harflerle takip edilmesi gerekirken, onlar için Ç-D-Ç-D-Ç şeklinde ilerliyor.

Yeşil Kırmızı belgesi de işte tam bu sezonu kamerasıyla takip edip, bizi hem o dönemin atmosferine hem de bir futbol takımının başına gelenlere tanık yazdırıyor.

Aynısıdır, Aynasıdır

Bu mekanizma Dinamo Mesken’de de gördüğümüz bir şey. Önce isim tartışmaya açılır. Sonra tezahüratlar suç sayılır. Ardından cezalar gelir. Yıl değişiyor, örüntü aynı kalıyor. Deniz Naki, Bursaspor galibiyeti üzerine sosyal medyadan bir paylaşım yaptı. Kürtçe “Yaşasın Özgürlük” dedi. TFF, bu paylaşım nedeniyle 12 maç men cezası verdi. Deniz Naki sonrasında futboldan tamamen men edilecekti. Sistem barış talebini hem sahada hem tribünde aynı anda cezalandırmıştı.

Amedspor oyuncularının, lacivertle maçında, seyircisiz oynama cezasını protesto etmek için sahada hareketsiz kalması, futbolun nasıl bir direniş biçimine dönüştüğünün en somut anlarından biridir. O gün sahada duranlar sadece futbolcular değil, yasaklandığı için stada giremeyen ve dışarıda kalan binlerce insanın iradesidir.

Belgeselin Kalbinde Bir Kayıp

Belgeselin henüz kurgu masasına oturulmadan verilmiş büyük bir kayıp var. Takım kaptanı Şehmus Özer, belgesel çekimleri devam ederken, 19 Aralık 2016’da geçirdiği trajik bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Bu yüzden bir başarı öyküsü olmanın ötesine geçerek Şehmus’un anısına adanmış bir vefa borcuna dönüştü.

Amedspor camiası için Şehmus ismi artık bir sembolden fazlası. Kulüp, kaptanının anısına 9 numaralı formayı emekli etti ve bir daha hiçbir futbolcuya vermeme kararı aldı. Diyarbakır, İstanbul ve Ankara üçgeninde çekilen Yeşil Kırmızı, Şehmus’un mirasını uluslararası arenaya da taşıdı; Moskova Eurasia Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Belgesel ödülünü kazandı ve 36. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu. Şehmus Özer, sahadaki mücadelesiyle sadece bir futbolcu değil, o dönemde bir şehrin tutunacak dalıydı.

Kameranın Durduğu Yer

Belgesel bu süreci içeriden takip ediyor. Kamera çoğu zaman sabit değil; bizi soyunma odasının gerginliğine, deplasman otobüsünün tedirginliğine ve barikatların gölgesindeki sokaklara sokuyor. Kurgu da klasik spor anlatılarındaki gibi değil. Maç görüntüleri ile gündelik hayat (sokaklar, kontrol noktaları, şehir atmosferi) iç içe geçirilmiş. Bu yapı futbolun saha dışındaki gerçekliğini görünür kılıyor. Ses kullanımı da benzer bir etki yaratıyor. Tribün sesleri yalnızca coşku değil, gerilim üretiyor.

Bu yüzden film bir futbol belgeselinden çok bir tanıklık sinemasına yaklaşıyor.

Papatya Falı

Çözüm mü yoksa değili mi? Evet. Ç-D-Ç-D-Ç. Keşke bu seviyor/sevmiyor oynamak kadar kolay olsaydı. Belgeselde, batıdan Diyarbakır’a gelen bir futbolcunun şu sözleri, üzerine düşünülmesi gereken bir hali anlatıyor.

“Çünkü ben geldim barış süreci vardı. Ben imzayı attıktan sonra barış süreci bozuldu. Onları da biraz etkiledi bu olay.”

“Onları da etkilyor” yani ailesinin bu durumdan etkilendiğini de belirtiyor. Bu ifade, futbolun sadece bir oyun değil, bazen bir zamanlama hatası haline gelişinin özeti gibi. Oyuncu kulübe imza attığında Türkiye’de “çözüm süreci” rüzgarları esiyor, gelecek için büyük bir umut hakimiyetini koruyordu. Ancak rüzgar yön değiştirdi. Bugün yine rüzgar Ç’den yana. Seneye ne olur? Belli mi olur…


Tıpkı Dinamo Mesken gibi, Yeşil Kırmızı da bize mutlu bir son vaat etmiyor. Ama büyük prodüksiyonların aksine gerçeği eğip bükmeden, o hüzünlü ve öfkeli atmosferi tüm çıplaklığıyla önümüze koyuyor.

Yeşil Kırmızı sadece bir takımın değil, bir coğrafyanın ve bir dönemin en dürüst kaydı olarak sizi bekliyor. Belgesel YouTube’da ücretsiz izlenebilir.

Arkası Yarın…

  1. Haydi Gençler
  2. Sahada Görünmeyenler
  3. Futbol Bu İşin Örtüsü: Dinamo Mesken

Diğer Yazılar: Barış Arslan
FUTBOL ASLA SADECE FUTBOL DEĞİLDİR – II
Futbol Bu İşin Örtüsü: Dinamo Mesken Futbolu gerçekten anlamaya başladığım yıl 2010’du....
Devamını Okuyun
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir