GEÇMİŞİN YÜKÜ: FRÉWAKA
İrlandalı yazar ve yönetmen Aislinn Clarke, ilk filmi The Devil’s Doorway’in ardından ikinci kez kadın odaklı bir hikayeyle karşımıza çıktı. Kökler anlamına gelen Fréwaka, nesiller arası travmalara, dini fanatizme ve kadın özerkliğine dokunaklı bir yorum getiriyor. İrlanda folklorundan beslenen film, Clarke’ın ilk uzun metrajı The Devil’s Doorway’e kıyasla daha dengeli ve olgun bir dile sahip. Diyaloglarda İrlandaca kullanılması folklorik derinliği artıran özgün bir kimlik kazandırıyor.Travmaların hem bireysel hem de toplumsal boyutlarınıişleyen Fréwaka, geçmişin izlerini gün yüzüne çıkarıyor.
Paganizmden Magdalene çamaşırhanelerine…
İrlanda paganizminde kadınlar, doğal güçlerin ve bilgeliğin taşıyıcıları olarak hem yaratıcı hem de yıkıcı roller üstlenebiliyordu. Hristiyanlık geldikten sonra pagan kökler İrlanda kültüründe yaşamaya devam etse de dönemin görece eşitlikçi yapısı yerini ataerkil, din merkezli bir düzene bıraktı. Aislinn Clarke’ın filmlerinde yer alan İrlanda’daki Magdalene çamaşırhaneleri, toplum tarafından dışlanmış binlerce kadının Katolik Kilisesi tarafından köle gibi çalıştırılıp kullanıldığı, devlet destekli kurumlar olarak biliniyor. The Devil’s Doorway bu mekânı doğrudan gösterirken, Fréwaka onların ardında bıraktığı ruhsal ve kültürel izlere odaklanarak, İrlanda kadınlarına uygulanan kurumsal baskı temasını folklorik ve gotik unsurlarla harmanlıyor. İzleyicilere bu utancı ve karanlık geçmişi hatırlatmasıyla, asıl dehşeti gerçekliğe çeviriyor.İki film arasındaki bağ göz önüne alındığında, Fréwaka’yı The Devil’s Doorway’in devamı olarak değerlendirmek mümkün.
Filmin merkezinde, ağır yaralar taşıyan iki kadın yer alıyor: Modern bir yaşam perspektifine sahip Shoo ile Magdalene çamaşırhanelerinde eziyet görmüş ve batıl inançlara sıkı sıkıya bağlı Peig. Yakın zamanda annesini kaybeden Shoo’nun (Clare Monnelly), yaşlı Peig’e (BrídNí Neachtain) bakmak için ücra bir kasabaya gönderilmesiyle gelişen anlatı, bireysel yas süreci üzerinden kuşaklar arası travmaların izini sürüyor. Böylece film hem duygusal hem de tarihsel bir bağlam inşa ederek konuyu feminist bir çerçeve içerisinde ele alıyor.
“Ve İrlanda’daki kadınların deneyimi hakkında söylenecek çok şey olduğu için, mesele bu olmasa da doğal olarak feminist bir hikâyeye dönüşüyor. Seni götürdüğü doğal yer.”
Aislinn Clarke, sembolik diliyle dikkat çeken bir yönetmen. Yeni bir bakış açısı getirmemesine rağmen türün ögelerini ustaca dengelemesiyle takdiri hak ediyor. Yarattığı gerilim, izleyiciyi sürekli tetikte tutarak,toplumsal ve kültürel baskının izlerini her sahnede hissettiriyor. Ritüellerde beliren maskeli ve tehditkâr erkekler, ataerkil kontrolün, kadın bedeni ve hafızası üzerindeki görünmez şiddetinin en belirgin simgesiyken,Peig’in evindeki tılsımlarla mühürlenmiş kırmızı kapı,kadınların tarih boyunca bastırılmış arzu ve korkularına uzanan bir geçit işlevi görüyor. Shoo kapıyı açmak isterken, Peig’in onu kapalı tutma kararlılığı, bireysel ve kolektif bilinç arasındaki çatışmayı net bir biçimde ortaya koyuyor. Bu zıtlıklar hem geçmişle bugünün hem de genetik belleğin derin kalıntılarını açığa çıkarıyor.
Fréwaka, yalnızca İrlanda’daki kadınları değil, yüzyıllardır ataerkil baskı altında ezilmiş tüm kadınları görünür kılan evrensel bir uyanış hikâyesi olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda, Shoo’nun nişanlısı Mila’nın hamileliğinin yeni bir başlangıca mı yoksa kaçınılmaz bir tekerrüre mi aracılık edeceği izleyiciye bırakılmış durumda. Film, somut açıklama bekleyenleri hayal kırıklığına uğratabilir; bu nedenle olayları anlamak için İrlanda kültürü ve mitolojisi hakkında bilgi sahibi olmanın fayda sağlayacağını ayrıca belirtmek istiyorum.
The Wicker Man, The Witch ve Midsommar gibi filmlerin estetik ve tematik mirasını devam ettiren Fréwaka, kadın hikayelerini özenle dokuyarak türün düşündürücü gücünü yeniden ortaya koydu. Narayan Van Maele’insinematografik ustalığı ve İrlanda Akademi Ödüllü besteci/film yapımcısı Die Hexen’in büyüleyici müzikleri eşliğinde unutulmaz bir deneyimine dönüşerek, yılın en nitelikli yapımları arasında yerini çoktan aldı.
