3. AMED FİLM FESTİVALİ İZLENİMLERİ: “DÜNYA HİKÂYELERLE BİR ARADA”YDI

Kürt sineması başta olmak üzere Ortadoğu ve Dünya sinemasından seçkilerin yer aldığı 3. Amed Film Festivali, 14 Aralık akşamı Çand Amed Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. Toplumsal bellek, göç, direniş, kültürel çeşitlilik gibi temalara odaklanan toplam 84 filmin yer aldığı, panel ve atölyeler gibi etkinliklerle zenginleştirilmiş festivali, 1 hafta boyunca FikriSinema adına takip etme imkânı buldum.

Lisa Çalan, Sidar Aslan, Arzu Arda Deger

3. Amed Uluslararası Film Festivali, Diyarbakır’da sinema kültürünü destekleyen, alternatif sinemaları ve toplumsal temaları güçlü bir programla sunan önemli bir film etkinliği. İlk festival 2012’de yapılmış, ikinci ise 2016’da düzenlenmişti; atanan kayyum nedeniyle sekteye uğrayan Amed Uluslararası Film Festivali’nin üçüncüsü, 8 yıl aradan sonra gerçekleşmiş oldu. Festival, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde Ortadoğu Sinema Akademisi ve Sinebir’in yürütücülüğünde “Dinya bi çîrokan tê ba hev/Dünya hikayelerle bir arada” şiarıyla,1 hafta boyunca Diyarbakır’daki sinemaseverleri buluşturdu.

Festivalin açılış filmi, yönetmenliğini Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş’ın üstlendiği “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseliydi. Belgesel filmler kategorisinde yarışma adayı olan bir filmin açılış filmi olması etik açıdan doğru bir karar değil, ancak burada bir karışıklık olduğunu ve bunun gözden kaçırıldığını düşünüyorum.

“Bağımsız Belgesel Film Yapımclığı” ve “Fanon 100 Yaşında”

Festival programımı yaparken üç tane paneli özellikli not almıştım, ancak bunların ikisine katılabildim. İlki festivalin dördüncü günü düzenlenen Ayşe Çetinbaş ile Bağımsız Belgesel Film Yapımclığı atölyesi oldu. Çetinbaş, bağımsız belgesel üretim sürecinde karşılaşılan yapısal sorunlara, finansman zorluklarına ve üretim biçimlerine dair kapsamlı bir sunum yaparken, kendi deneyimlerini de katılımcılarla paylaştı.

İkinci panel ise 20. yüzyılın en etkili düşünürlerinden biri olarak kabul edilen, sömürgecilik karşıtı mücadelelerin teorisyeni, psikiyatr ve yazar Frantz Fanon‘a adanan “Fanon 100 Yaşında”paneli oldu. Evrim Kaya moderatörlüğünde Ezgi Duman, Dilawer Zeraq ve Hakan Karaş’ın katılımıyla düzenlenen panel; Fanon’un düşünsel mirasının bugüne olan aktarımı, bugünkü okunma biçimi, özellikle Kürt sineması olmak üzere sinema sanatındaki yansımaları ele alınarak çok derinlikli ve çok verimli geçti. 

Sansür Bitmeden Otosansür Mü Devrede?

Amed Film Festivali‘ni diğer festivallerden ayıran ve önemli kılan unsur, Festival Tertip Komitesi’nden Lisa Çalan’ın da belirttiği gibi yasaklanan ya da sansüre uğrayıp salon bulamayan filmlerin halka ulaşmasını sağlayan bir festival olması. Yurt içi festivallerini olabildiğince takip etmeye çalışan bir sinema yazarı olarak diyebilirim ki son dönemde katıldığım Adana ve Antalya Film Festivalleri‘nde Kürt sinemacıların üretimlerinin ya da dili Kürtçe olan yapımların seçkiye çok da dahil olmadığını gözlemledim. Antalya’da sadece Kürtçe konuşulan 1 tane kısa film bulunuyordu mesela. Bu şekilde gerek festivallerde gerek dijital platformlarda -gizli ya da açık- uğradığı sansür sebebiyle erişemediğimiz filmlere Amed’de erişme ve kamera arkası emekçileriyle bir araya gelip sohbet etme fırsatını bulmuş olduk.

Kürtçe demişken iğneyi bir de sinemacıların kendilerine batıralım derim. Son dönemde tematik olarak sanki “Tatlı Kürt Filmleri” yaratılma gayreti var; “Hemme’nin Öldüğü Günlerden Biri”, “Uçan Köfteci” gibi… Yörenin sorunlarına değinmeden, etliye sütlüye karışmadan, Kürtçe konuşmadan…

Kürt coğrafyasında, Kürt karakterlerle çekilen filmlerde ne gariptir ki Kürtçe replikler yer almıyor. Ve yine ne gariptir ki her iki filmin yönetmeni de bunun gerekçesi olarak aynı bahaneye sığınıyor: Kürtçe bilmiyorum / Kürtçe’ye hakim değilim. Peki, danışmanlar ya da uzmanlar ne için var?

Elbette bir sinemacı kendisini, bildiği ve hakim olduğu dilde en iyi şekilde ifade eder ancak, o bölgenin insanı olarak, beraber büyüdüğü ve kulağının aşina olduğu ana dilini hikâyenin alan açtığı, “istediği”, “gerekli kıldığı” ve izin verdiği bazı sahnelerde (en azından sokaktaki komşuyla/esnafla/müşteriyle…) kullanmaktan neden imtina ettiklerini anlayamıyor; yıllardır devletin uyguladığı sansürü, otosansür olarak sürdürmelerini de garipsiyorum.

“Seneye Daha Fazla Sinema Salonu Sözü”

Ödül töreninde sahneye çıkan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak, sekiz yılın ardından tüm zorluklara rağmen yeni bir yapı inşa ettiklerini ve bu sekiz yıl içerisinde pek çok mekânın ellerinden alındığını vurgulayarak seneye çok daha fazla salonda sinema gösteriminin yapılacağının sözünü verdi. Sırrı Süreyya Önder’den ilhamla sürdüğü konuşmasını “21. yüzyılın yazılmamış romanını Kürtler ve dostları birlikte yazacak,” diyerek şöyle sürdürdü:

“Bir özlemi de buradan belirtmek istiyorum: Festival coşkuyla açıldı ama kapanış duygusal olabilir. Çok değerli sinemacı Sırrı Süreyya Önder’i anmak istiyorum. Biliyorum ki bugün muhakkak aramızda olurdu ama yine biliyorum ki 8 gün boyunca burada onun aklı, gözleri, ruhu dolaştı. Sırrı Süreyya Önder, şöyle demişti: ‘Kürtler öyle bir halk ki dünyada bu kadar kitlesel olmalarına rağmen kendileri için hiçbir şey istemeden barış istiyorlar. 21. yüzyılda henüz yazılmamış şiiri, romanı Kürtler yazacak, barışın filmini Kürtler çekecek.’ Biz de şunu ekliyoruz: Kürtler elbette bunu tek başına değil, tüm dostlarıyla birlikte gerçekleştirecek.”

Festivalin sürdüğü tüm hafta yurt dışında bulunmak durumunda olduklarını ve bu sebeple festivali takip edemediklerini söyleyen Bucak, bu anlamda da özeleştirisini vererek seneye tüm programlarını festivalin takvimine göre ayarlayacaklarını belirtti.

3. Amed Film Festivali‘nin gösterimleri Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi ile Ceylan AVM sinema salonunda yapıldı. Ana mekân Çand Amed olunca Ceylan AVM’deki gösterimlere ilgi epey sönük kaldı. Tabii bunda, oradaki gösterimlerin duyurusunun yeterince yapılmamış olmaması da çok etkili oldu. Ben bile orada gösterim yapılacağını filmin yönetmeninden öğrendim. 3 filmden oluşan bir kısa film seçkisini izlemek için gittiğim Ceylan AVM’de “Neredeyse Kesinlikle Yanlış”, “Gukla” ve “In a Drop” filmlerini izledim. Gösterim sonrasında “Gukla” filminin yönetmenleri Emine Uysal Berger ve Özgür Ceylan ile yapımcısı Nesra Gürbüz ve VFX supervizorü Markus Berger‘in yer aldığı söyleşiye katıldım.

Markus Berger, Emine Uysal Berger, Özgür Ceylan

Daha sonra “Gukla”nın yönetmenleri Emine Uysal Berger ve Özgür Ceylan ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdim. Bu yazı da kısa bir süre sonra FikriSinema‘da yerini alacak, şimdiden duyurmuş olayım.

Nesra Gürbüz, Markus Berger, Arzu Arda Deger, Emine Uysal Berger, Özgür Ceylan

“Arkadaşlarımızı Unutmayacağız”

Gecenin yıldızı ise iki ödül alan yönetmen Ali Kemal Çınar‘dı. Çınar, ilk olarak Sinebîr Proje Fonu’nun uzun metraj kategorisinde “Diroka Wenda” isimi eseriyle En İyi Senaryo ödülünün sahibi oldu. İkinci olarak da “Beriya Şevê” filmiyle Estetik Kadraj Ödülü‘nü kazandı. Ödülü almak için sahneye çıkan Ali Kemal Çınar, “Bu ödülü aldığım için mutluyum. Arkadaşlarımızı da unutmayacağız.” diyerek ödülünü intihara sürüklenerek hayatını kaybeden feminist Kürt gazeteci Dilan Karaman’a adadı.

Ali Kemal Çınar

Sinebîr Proje Fonu‘nun En İyi Senaryo Ödülü verdiği diğer isimler kısa metraj kategorisinde “Tarî û Ronahî” (Raber Îbrahîm) ile belgesel kategorisinde “Hucre, takekes-laş, civat” (Zelal Sadak) oldu. Raber Îbrahîm, Halepçeli olduğunu söyleyerek, “Bizler Amed Film Festivali’yle yeniden yaşama başlıyoruz.” şeklinde konuşmasını sonlandırırken; “Hucre, takekes-laş, civat” adlı proje ise Barış Anneleri’ne adandı.

Birkaç yıl önce yine bir festival vesilesiyle Diyarbakır’daydım ama bu benim Amed Film Festivali‘ne ilk kez katılışım. Çok sıcak, çok samimi bir ortamla ve insanlarla karşılaştım/tanıştım. Hem Kürt Sinemasının hem de Dünya Sinemasının belki de sinemalarda, dijital platformlarda ya da başka bir mecrada ulaşamayacağım örneklerini izleme fırsatı buldum; sinemacılarıyla tanıştım, dostluklar kurdum. Başta Sidar Aslan olmak üzere komiteye, festival emekçilerine içtenlikleri, yardımları ve samimiyetle ağırladıkları için en içten dileklerimi bir kez de buradan iletiyorum. Diyarbakır şahane bir şehir, ilk gittiğim zaman da hayran kalmıştım, bir kez daha hayran kaldım. Yediğimiz içtiğimiz bize kalsın; seneye yeniden Amed’de olabilme dileğini buraya bırakalım…

KAZANAN DİĞER İSİMLER:

Kısa Metraj Film:

Zilan Hemo Mansiyon Ödülü: “Sêgoşe” / Jino Hadî Hesen
Jüri Özel Ödülü: “Garan” / Mahsum Taşkın
Mensûr Kerimyan Ödülü: “Kawyar” / Salem Salavatî

Belgesel: 

Jüri Özel Ödülü: All The Mountains Give” / Arash Raksha
Taha Karîmî Ödülü: “Xalko” / Sami Mermer ve Hind Benchekroun

Uzun Metraj Film:

Yaratıcı Görüntü Ödülü: “Ciran” / Mano Khalil
Sırrı Süreyya Önder Senaryo Ödülü: “Ezmûn” / Shawkat Amin Korki
Estetik Kadraj Ödülü: “Beriya  Şevê” / Ali Kemal Çınar
Başkaldıran Örgüler Ödülü: “The Virgin and Child” / Binevşa Bêrîvan
Jüri Özel Ödülü: “Zalava” / Arsalan Amiri
Yılmaz Güney Direniş Ödülü: “Sonne” / Kurdwîn Eyûb

Diğer Yazılar: Arzu Arda Deger
Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir