Yolcular

Bazı filmler vardır, kendilerini fazla ciddiye alırlar. Anlattıkları hikayeyi bizim de ciddiyetle görmemizi isterler. Yıllar sonra bile hatırlanmak, unutulmamak ister böyle filmler. Ama bunları sağlayacak icraatlarını göremezsiniz hiçbir dakikasında. İşte Passengers o tarz filmlerden değil. Ne olduğunu, hangi amaca hizmet ettiğini bilen bir film. Zaten çokça reklamı da yapıldı arkası kesilmeyen trailerlar paylaşıldı. Ve ortaya çıkan şey; eli yüzü düzgün-sevilen iki oyuncunun olduğu, yer yer tebessüm ettirecek, pek de kötü sayılmayacak hikayesi ile patlamış mısır tadında olan kendini çok ciddiye almadan sadece para kazanmak isteyen bir kapitalizm filmi. Fakat ticari kafası ağır basan insanların işi olmaktan öte, sevdiğim de bir film oldu. Misyonunu öyle ya da böyle tamamlamayı başarabilmesi bile kendi ağırlığını taşıyabilmesi için yeter de artar.

Hani derler ya, bu dünyanın sonunu insanlık getirecek diye. Evet, film de işte tam o zamanda geçiyor. Yaşadığımız dünyanın betona dönüşmesiyle, bu ultra yapay yaşamdan kopup nefes almayı, özgür olmayı ve yaylada bir ev inşa edip güzel bir hayat sürmeyi isteyen zengin insanların (hiçbirini tanımasak da böyle bir şey çok para ister gibi) yaşama uygun başka bir gezegene göç etme sürecini anlatıyor film. Tabii bizim için yolculuk evresi önemli çünkü yolculuk esnasında meydana gelen arızaların ne gibi sonuçlara neden olabileceği ile alakalı bir hikayemiz var. Her şey ortamına uygun, haddini bilen bir ekip var huzurlarımızda. Belki de işte bu yüzden Passengers’ı beğendim. Yapması gerekeni iyi yaptığı, sıkmadığı, bunaltmadığı ve klişelerini iyi kullandığı için.

Bahsettiğim gibi Passengers’ın tek iyi yanı, elindeki malzemeyi pahalıya satmamak. ‘Daha iyi yapabiliriz, daha kaotik, daha düşündürücü’ gibi sulara girmeye hiç çalışmamışlar. Fakat karakter içlerinin doldurulmaması, tıpkı uzay gemisindeki sorun gibi hikayedeki çatlaklar ve ara ara hikayenin yavan ekmek tadı vermesi kötü oyunculuklarla birleşince ortaya böyle bir film çıkmış. Evet en büyük dezavantajı oyunculuklar. Hani kendini fazla ciddiye alan filmler var dedim ya, bu filmde de kendini fazla ciddiye alan bir Jennifer Lawrence var. O kadar yapmacık geldi ki anlatamam. Abartılı oyunculuğu bu filme hiç mi hiç gitmemiş. Kısacası ben şöyle söyleyeyim efendim, kim nereden gelmiş, neden gelmiş, ne olmuş, ne olacak gibi soruları ne film cevapladı ne de ben merak ettim. İzledim, sıkılmadım, beğendim. Hepsi bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir