Yerçekimi

Bir film düşünün ki daha vizyona girmeden bu zamana kadarki en iyi bilimkurgu filmi olarak adlandırılabilsin. Özellikle filmin ülkemizdeki vizyon tarihi birçok ülkeden sonra olunca ve izleyenlerin neredeyse tamamından olumlu eleştiri alınca beklentiler de bir hayli arttı. Heyecanla beklenen ve sonunda büyük bir beklentiyle izlenen Yerçekimi, ülkemiz sinema severlerini ikiye böldü. Bazıları tarafından muhteşem bir film olarak değerlendirilip, türdeşlerinin önüne geçtiği düşünülürken bazıları da sinema tarihinin kalbur üstü bilim kurgu filmlerine haksızlık edilmiş olduğunu ve filmin görselliği çok iyi olsa da senaryosu ve oyunculuklarıyla sınıfta kaldığını, dolayısıyla da beklentilerinin hayal kırıklığına dönüştüğünü düşündü.

Bense filmin çok başarılı olduğunu kabul edip, son yıllarda beni en çok heyecanlandıran yapımlarından olduğunu söylemekle birlikte filmin diğer bilimkurgu filmleriyle karşılaştırılmasından yana da değilim. 1977 yılında yapılan Star Wars serisinin ilk filminin görüntülerine ben şimdi izlerken bile hayran olabiliyorsam, bugünün teknolojisiyle çok daha gerçekçi uzay görüntülerini elde edebilen bir film için tarihin en iyi filmi demek biraz haksızlık olur gibi. Bu elbette bundan sonra bilimkurgu filmlerini birbiriyle karşılaştırmayalım anlamına gelmemeli. Ancak bu filmin bu kadar iyi olmasının ana unsuru görsellikse karşılaştırma yapmak gerçekçi olmaz. Aynı şekilde filmi yerden yere vurmak da büyük haksızlık tabiki. Özellikle filmin senaryosu çok eleştirilse de uzay boşluğundaki çaresizliği ayrıntılara boğulmadan, en iyi yönünü ön plana çıkartarak yani izleyenlerin heyecandan yutkunamadığı gerçekçi sahnelerle anlatması bana kalırsa filmin ‘senaryosuzluğunun’ açığını kapattı. Hatta, daha uzun sahnelerle gerçekçiliğini kaybeden, tüm dünyanın tehlike altında olduğu bir durumdan yine büyük Amerika sayesinde kurtulduğumuz, sonunda Nasa’nın  kahramanlıklarla dolu açıklamaları ve arka planda Amerika bayrağıyla örülmüş bir film izlemektense senaryosuz bu filmi izlemeyi tercih ederim.

Uzay boşluğunda, görevleri sırasında yaşanan bir sorun nedeniyle uzay mekikleri yok alan iki astronotun çaresizlik içinde hayatta kalma mücadelesini izleyeceğimiz Yerçekimi filminin yönetmenliğini Alfonso Cuaron üstlenirken, başrollerde Sandra Bullock ve George Clooney yer alıyor. Her sahnesiyle çaresizliği anlatan, insanoğlunun birbirini gereksiz yere yok ettiği şu küçücük dünyanın dışında hiçbir söz hakkının bulunmadığını kanıtlayan film, 86. Akademi Ödülleri’nde 10 dalda aday gösterildi. Özellikle oyunculuğuyla eleştirilen ancak filmi izlerken aynı anda nefes alıp verdiğim Sandra Bullock da En İyi Kadın Oyuncu dalında ödüle aday.

Sonsuzluğun ortasında çaresiz kalışın verdiği hissi anlatmak güç. Yerçekimi bu hissi bir an olsun yaşamak için izlenmeli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir