Somewhere, ın the Nıght-3: Dark Passage

Dark Passage, Humphrey Bogart ve Lauren Bacall çiftinin “hatrına” yer yer değinilmesi dışında ismi kara film lafzında pek zikredilmeyen bir eser olsa da, sağa sola bonkörce serpiştirdiği tohumlardan birçok fidanın yeşerdiği, öncülük görevi üstlenen, çağının ötesinde bir filmdir. Son dönemde sıkça gördüğümüz FPP tekniğinin (first person perspective, birincil şahsın bakış açısından olayları gösteren çekim tekniği) -hatta FPP’nin kardeşi first person shooter tekniğiyle çekilen Hardcore Henry (2015) gibi filmler bile var- sinemadaki ilk ve en yaratıcı örneklerinden birisidir. Filmin ilk 35 dakikasının, toplam sürenin 1/3’ü demek, neredeyse tamamını, ana kahramanın gözünden izliyoruz ve bu durum, sığlaşmak gerekirse, “canım böyle çekmek istedi” veya “şöyle çeksek nasıl olur acaba” gibi bir gerekçenin sonucu da değil, tamamen organik. Hatta, “yeşil ekran” teknolojisinin dağların ötesinde olduğu bir çağda, … gibi bir probleme FPP ile çözüm bulmak ve bunu hikayenin doğal bir parçası haline getirmek, sinemasal deha belirtisi sergilemenin bir dönemler vaka-i adiyeden sayıldığının da göstergesi. Başrole Humphrey Bogart gibi bir dev yıldızı koyup onun gül yüzünü tam haliyle göstermek için 62 dakika bekleyen ve elde edebileceği gişenin büyük kısmını elinin tersiyle iten Delmer Daves’in bize bıraktığı bu mirasa -artık- gereken ehemmiyeti göstermek de boynumuzun borcudur; hem belki de, küçük çaplı mucizeler yaratılırken ağırbaşlılığın da korunabileceğini de görmüş oluruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir