Sindirella

Hollywood’un alışılagelmiş çizgi roman ve masal senaryolarına bir örnek daha. Ancak bu defa karşımızda fazlasıyla doyurucu bir senaryo var. Dolambaçlı yollardan anlatan ve 3 saate uzayıp sündürülmüş bir film ya da öykünün içine acaba hangi mesajı sıkıştırsak kaygısına çok da düşmeden, derdi yalnızca bize bir masal anlatmak olan bir film seyrediyoruz. Filmin içindeki tek mesaj, Ella’nın annesinin ölürken Ella’ya verdiği nasihat; Cesur ve kibar ol! Senaryonun güzel tarafı, bu mesajı olduğu gibi bize anlatıyor olması. Başka mesajlar vermeye gerek duymadan, anlatmak istediği tek olguyu oldukça güçlü veriyor film.

Özellikle son yıllarda yapılan diğer masal uyarlamaları, Maleficent(2014), Into the Woods(2014), Snow White and the Huntsman(2012), Hansel & Gretel:Witch Hunters(2013) gibi örneklerine nazaran çok daha masalsı ve inandırıcı bir film. Bunlardan farklı olarak bir özelliği daha var Cinderella filminin. Diğer filmlere baktığınız zaman, hiçbirisinin doğrudan masalların muhatabı olan çocuklar için yapılmadığını görüyoruz. Halbuki Cinderella, aynı zamanda masalın da gerektirdiği gibi çocuklara ve belli bir yaş grubuna yönelik olarak yapılmış.

Sindirella’nın yani Külkedisi’nin öyküsü herkes tarafından bilinir. Bir üvey annesi ve kötü kız kardeşleri vardır. Ella, üvey ailesinin kötü davranışları sebebiyle fazlasıyla yalnız ve çaresizdir. Bir gün ormandaki bir gezinti esnasında prensle tanışırlar ve prens ona aşık olur. Ella’yı bulmaya çalışan prens, bunun için tüm halkın da davetli olduğu bir balo düzenler ve Ella’ya ulaşmaya çalışır. Üvey annesi bu baloya katılmasını engellemek için her şeyi yapsa da, yardıma gelen koruyucu peri Ella’nın o partiye gitmesi için bal kabağından bir araba, fareleri arabanın atı, kertenkeleleri uşak ve kazı bir şoför yapar. Sonrasında balodan kaçan Ella’nın düşen ayakkabısını bütün ülkede gezdirilmesine başlanır ve sonrasında mutlu sona ulaşılır.

Filme şahane bir kast seçimi yapılmış. Yardımcı rollerdeki üvey anne Cate Blanchett, peri Helena Bonham Carter, grand dük Stellan Skarsgård gibi isimlerle, film sizi her yönüyle inandıran bir performansa sahip. Filmdeki her bir karakter için söylenebilir ki, oyunculuklar izleyenleri neşelendirmek, izledikleri filmden keyif almaları üzerine planlanmış. Kötü karakterlere dahi kin güdemiyorsunuz. Hatta işin bu kısmında, Lily James’in Ella rolünde bizi kendi bakış açısına dahil ettiği ve gerçekten izleyiciye bile o kibarlığı aşıladığını söyleyebiliriz. Kariyerlerinin henüz başındaki Lily James ve prens rolünde, Game of Thrones hayranlarının tanıdığı bir yüz olan Richard Madden da oyunculuk konusunda ustaların gerisinde kalmıyor.

Bir filmin özel efektleri çok iyi olabilir. Sanat departmanı da çok iyi çalışabilir. Ancak bu ikisinin işbirliği iyi olduğu zaman ortaya çok özel görüntüler çıkmış. Ella’nın hizmetçilik ettiği bölümlerde de, saraya gizemli bir prenses olarak gittiği bölümlerde de hiç mübalağaya düşmeden, gayet iyi betimlemeler yaparak, hikayeyi bir bütün haline getirmişler.

Cinderella, son yıllarda -ya da yakın dönemde- Hollywood’un her çizgi romanı ve masal kahramanını “gerçek oldurtmaya” çalıştığı ve bir şekilde hikayelerini bilimle ya da fantastik senaryolarla açıklamaya çalıştığı filmlerden değil. Bir masal almışlar, “Acaba bunu film yapsaydık, nasıl olurdu?” demişler ve bunu gerçekleştirmişler. Daha ilginç kılmak için öykü üzerinde değişiklikler yaparak macera aramamışlar yani. Neticede; hayli kıvamında ve başarılı bir masal uyarlaması izliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir