On Altıncı Raund

“Şimdi bütün suçlular ceketleri ve kravatlarıyla

Özgürce martinilerini içip güneşin doğuşunu izliyorlar

Rubin Buda gibi oturuyor bir hücrede

Masum bir adam yanıyor cehennemin içinde”…

17 Haziran 1966. Saat 02:30. İki erkek Paterson’da bir bara girdi ve ateş açtı. Barmen olay anında yaşamını yitirdi. Müşterilerden Hazel Tanis ölümcül bir şekilde yaralandı ve yoğun bakıma alındı. Saldırı anında iki tane görgü tanığı vardı. Alfred Bello ve Arthur Dexter Bradley. İkisi de siyah iki erkeğin ateş açtığını ve beyaz bir arabaya atlayıp gittiğini söylediler.

Aynı saatlerde Rubin Carter, hayranı John Artis ile şehrin bir başka bölgesindeki bardan çıkış yaptı. Beyaz bir arabaya biniyorlardı. Irkçılığın yoğun olduğu Paterson bölgesindeki bu tesadüf cezasız kalmayacaktı. İkisi de gözaltına alındı. Yaralı Tanis kendilerine ateş edenlerin bunlar olmadığını söylese de, olayın iki görgü tanığı polis baskısıyla ifadelerini değiştirdi.

Rubin ve Artis büyük bir polis komplosu ile karşı karşıya kaldılar ve işlemedikleri suç yüzünden ömür boyu hapis cezasına çarptırıldılar.

Rubin Hurricane Carter FikriSinema

Rubin Carter 1938 yılında New Jersey eyaletinin Clifton kentinde doğdu. Ailesi diğer siyahi aileler gibi New Jersey’nin yoksul ve belalı gettolarında yaşıyordu. Yapmaları gereken tek önemli şey kendi deyimleriyle “hayatta kalabilmekti”.12 yaşındayken şehrin tanınmış kodamanlarından biri arkadaşına cinsel istismarda bulundu. Polis, 12 yaşındaki Carter’ın adamın saatini çalmaya çalıştığını, adamın karşı gelmesi ile adamı bıçakladığını iddia etti. Takvimler 1950 yılını gösterdiğinde Carter için acılı ve son derece karanlık günler başlamıştı. 48 yıllık hapishane hayatı ara ara kesintiler ile Carter’ın peşini bırakmadı. Islahevinde 4 yıl geçirdikten sonra boksa başladı. Çılgınca spor yapıp boks konusunda kendisini çok geliştirdi. Ringlere hızlı bir giriş yaptı ve “Kasırga” lakabını aldı.

Agresif stili çok beğeni kazanmış, Muhammed Ali gibi bir ismi etkilemişti. 1966 baharındaki New Jersey’deki barda 2 kişinin öldürülmesi yüzünden haksız yere hapishaneye atıldı. Hurricane iki beyazın yaptığı “eşkal tespitine” dayalı mahkumiyet kararına karşı mücadele etti. 1970 yılında Abd’de ırkçılığa karşı hareket en yüksek seviyeye çıkmıştı. 1970’lerdeki bu mücadelesi ile simgeleşti.

Bob Dylan’ın ünlü “Hurricane”şarkısı onu anlattı. İki kararlı avukat, birçok gazeteci ve Kanada’daki “Haksız Şekilde Mahkum Edilenleri Savunma Derneği” onun davası için mücadele etti. 1980’lerde hapishanede yazdığı otobiyografisini Lesra Martin adında bir hukuk öğrencisi okudu ve onunla tanıştı. Onun çabaları ve iki kararlı avukatın çabaları ile federal mahkemeye dava açıldı ve Rubin “Hurricane” Carter 1988 yılında serbest bırakıldı.

Fiddler On The Roof, The Cincinnati Kid, In The Heat Of The Night gibi unutulmaz filmleri bize armağan eden 3 Oscar’lı Norman Jewison onun hayat hikayesini beyazperdeye taşımıştır.

Rubin Hurricane Carter Denzel Washington FikriSinema

The Hurricane (On Altıncı Raund) eleştirmenler tarafından başarılı bulunmuş ve Denzel Washington’a En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırmıştır. The Hurricane, masum bir adamın üzerine atılan suçtan kurtulması için yapılan fedakarlıkların, onun özgür kalması için sarf edilen çabaların anlatıldığı bir başyapıt. Biyografik özellik taşıması filmi daha özel kılıyor. Etkileyici ve öğretici bir biyografi filmi.

Film spor filmi olmasından ziyade başroldeki karakterin boksör olduğu ve onun hayatının anlatıldığı bir dram. Umutsuzluğu, ırkçılığı ve korkunç bir trajediyi anlatmaktadır. İçinde birçok sosyal mesaj da barındırıyor. Sistem, nefret, adalet konuları da işlenmiştir. Onun hapishanede yatmasına nail olan kişiliksiz, karaktersiz polis teması da filmde yer buluyor.

Aşkı, ihaneti, sevgiyi, acımasızlığı ve en önemlisi adalet gibi duyguları içinde barındıran arşivlik bir film. Denzel Washington’un mükemmel performansıyla ödül alan bir hayat hikayesi. Rubin Carter’ın yaşamını ve mücadelesini her sinemasever izlemeli…

“Yazmak bir silahtır…Bir yumruğun olabileceğinden daha güçlüdür.Yazmaya oturduğumda bu hapishane duvarlarının dışına çıkabiliyorum”…..

Not: Yazının başında italik ile yazılan dörtlük Bob Dylan’ın “Hurricane” parçasına aittir.

Bu yazı FikriSinema ekibine yeni katılan Sinan Şafak tarafından kaleme alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir