Leviathan

Rusya’nın sahil kasabalarından birinde kendi elleriyle inşa ettiği, merkezden fazla uzakta olmayan deniz kenarındaki evi Kolya’nın her şeyidir. İkinci eşi Lilya ve ilk eşinden olan oğlu Roma ile birlikte yaşayan Kolya’nın hayatı, belediye başkanı Vadim’in hayatlarına girmesiyle sonsuza dek değişecektir.

Vadim’in gözü Kolya’nın arazisindedir ve orayı ele geçirmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Kolya çıkmaza girmiştir. Moskova’da yaşayan avukat arkadaşı Dimitri, ona yardım edebilmek için şehre gelir. Dimitri aslında umutsuz olmasına karşın, belediye başkanının karşısına çıkar ve Kolya’nın yerinden ayrılmaya niyeti olmadığını, kendisi hakkında da usulsüzlükler yaptığını içeren dosyalar bulduğunu söyler.

Yazının bundan sonrası film hakkında ipuçları içerir.

Lilya ve Dimitri, Dimitri’nin kaldığı otelin restoranında durum değerlendirmesi yapmak üzere buluşurlar. Mutsuz ve yalnız hisseden Lilya, beklenmedik bir şekilde kendini Dimitri’nin odasında bulur ve birlikte olurlar. Ertesi günü yakın arkadaşlarıyla gittikleri piknikte Kolya, Lilya ve Dimitri’yi uygunsuz bir biçimde yakalar ve ikisine de yumruk atarak onları ölümle tehdit eder. Kolya, biraz zaman geçtikten sonra evine dönen Lilya’yı affetmeye çalışmaktadır ve oğlu Roma’nın da aynı şeyi yapmasını ister. İşte tam da bu sıralarda Lilya’nın ruh halini çözmeye çalışan seyirciyi sarsıcı bir haber beklemektedir. Uzun bir süre ortadan kaybolan Lilya’nın cesedi sahilde bulunur. Kolya henüz yaşadığı şoku atlatamamışken bir sabah polisler tarafından alınarak nezarete götürülür. Yapılan incelemelere göre Lilya cinayete kurban gitmiştir. Hem de Kolya’nın garajında bulunun bir çekiçle arkadan kafasına vurularak.

Yönetmen kareleri serpiştirirken o kadar başarılı davranmış ki, sahneleri asıl olaylara erişmeden bitirmiş. Dolayısıyla olay anını aslında izlemiyoruz. Bir sonraki gelen sahnede çözmeye çalışıyoruz. Lilya’nın sahilde denizi izlediği sahneden hemen sonra ortadan kaybolması seyircide intihar etti izlenimi yaratıyor. Oysa sonra anlıyoruz ki Lilya’yı öldürten aslında bizim baş belası belediye başkanı Vadim’den başkası değil. İşte o anda düşünüyorsunuz. İnsanoğlunun limitleri var mı? Biri bizi zorladığında ve çaresiz kaldığımızı hissettiğimizde istemediğimiz şeyleri yapmaya ne kadar yaklaşırız? O anda ne kadar haklı olduğumuzu düşünsek de sonrasında neler hissederiz? Vicdanımız bize neler söyler? Ne yazık ki dünyada öyle insanlar var ki çıkarı, konumu ve kazanımları uğruna elinden geleni ardına koymaz, sınırları beklemediğiniz noktalara kadar zorlar. Birisi kendisi hakkında suç duyurusunda bulunmak istese, polisler tarafından anında haber edilecek ve vereceği talimata göre işlem gördürtecek kadar yozlaşmış biri Vadim.

Kolya başına bunların geleceğini bilse acaba evini kaybetmemekteki tutumu değişir miydi? Tüm bu yaşananlara yakından şahit olan oğlu Roma’yı kimsesiz, tek başına bırakmayı göze alabilir miydi?

Rus yönetmen Andrey Zvyagintsev 2003 yılında yönettiği düşük bütçeli ‘The Return(Dönüş)’ filmi sayesinde hem kendi ülkesinde hem de uluslararası alanda ün kazanmış bir isim. Leviathan’ın geçtiğimiz sene Cannes film festivalinin en prestijli ve en önemli kategorisi sayılan Palme d’Or için yarışan filmler arasında olması (hatırlatmadan geçemeyeceğim bu kategorideki ödülü Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu kazandı), Altın Küre kazanması ve 2015 Akademi ödülleri en iyi yabancı film adayları arasında yer alması sebebiyle de ününü daha da pekiştireceğe benziyor.

Bana göre kesinlikle sinema perdesinde izlenmesi gereken Leviathan, görsel açıdan tatmin edici birçok güzel geniş açıyla dolu. Sahil kıyısındaki bu küçük kasabanın çorak iklimi, serin kapalı havası, topraklı yolları, pek de durgun olmayan suları çok güzel aktarılmış.

Günlük hayatlar aslında gayet sıradan. Sabahın köründe kalkıp fabrikaya yetişmeye çalışan kadınlar, piknikte cam şişeleri tüfekle vurmaya çalışarak eğlenen erkekler, sürekli bir sek votka tüketimi.  Birçok karede aslında biz de oradaymışız gibi hissediyoruz. Dimitri ile Kolya tartışırken, Lilya mutfakta yemek hazırlarken, fabrikadaki kadın işçiler sigara molasındayken.

Bu arada Leviathan, Tevrat’ta geçen bir deniz canavarı demek. İbranicede de balinalar, büyük deniz canlıları olması nedeniyle bu isimle anılıyorlarmış. Markette karşılaştığı bir papaz Kolya’nın Tanrı’yı sorgulaması üzerine Eyüp peygamber ve Leviathan’ın hikayesini anlatıyor. Yeryüzündeki hiçbir şeyin eşit olmadığını, inançlı ve sabırlı olması gerektiğini söylemeye çalışıyor.

Leviathan FikriSinema Yazı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir