Kanunun Kuvveti

Uyuşturucu, mafya, silahlar, ölümler. Sinemada bunların hepsinin bir araya geldiği epey film var ve birçoğu da gerçek hayattan uyarlanan dönem filmleri. Uyuşturucu ticaretinin neredeyse aleni şekilde yapıldığı, mafya babalığının Amerika ve Avrupa’da hüküm sürdüğü yakın tarihte geçen hikayeler. Bunlardan bir tanesi de Kanunun Kuvveti ismiyle çevrilen La French filmi. Yapım benzerlerini geride bırakacak şekilde ön plana çıkan bir yapım olmasa da türünün iyi örneklerinden bir tanesi.

Kanunun Kuvveti filmi, uyuşturucu ve mafya bağlantıları öğelerini dönem filminde kullanmanın yanı sıra bir alt kümeye daha sahip. Bu tarz filmlerin bir kısmında, ne olursa olsun mafyayı çökertmeye kararlı, kendi sorunları olan ancak işine bunları yansıtmayan, dürüst ve ahlaklı (rüşvet tekliflerini reddeden, canını hiçe sayan) bir karşı karakter (polis, avukat, yargıç) yer alır. Bu filmde de her şeyi göze alan karakterimiz yargıç Pierre Michel. Jean Dujardin’in canlandırdığı yargıç Pierre atandığı polis teşkilatında uyuşturucu belasını bitirmek için gözü pek polislerle birlikte büyük bir mücadeleye girişir. Yargıç Marsilya’daki uyuşturucu ağının merkezindeki “Tany” Zampa’nın işlerini dört koldan baltalarken çıkan sorunlarla da uğraşmak zorundadır. Ancak bilmediği birçok şey olduğunu zamanla farkeder ve mücadelesi farklı boyutlara taşınır.

2011 yapımı The Artist filmiyle Oscar’ı kazanan Jean Dujardin’in varlığı ilk etapta “Oscar kazanan Fransız’ın oynadığı film” imajını oluştursa da hem Jean Dujardin’in karakterle uyumu hem de filmin baştan sona akıcı bir hikayeye sahip olması algıları değiştirdi. Türdeşleriyle kıyaslandığında filmi diğerlerinden ayıran önemli bir özelliği yok. Daha önce defalarca izlediğimiz bir senaryo (filmin içindeki sürprizler bile kolay tahmin edilebilir özellikte) yine son zamanlarda defalarca izlediğimiz dönem filmi özellikleri (kıyafetler, saçlar, mekanlar, arabalar). Peki defalarca izlediğimiz senaryo için baştan sona akıcı bir hikayeye sahip olduğunu söylemek bir çelişki mi? Aslında değil ve belki de filmi türünün iyi filmlerden olarak kabul etmemin sebebi de bu. Çok bilindik ama iyi işlenmiş hikayesiyle Kanunun Kuvveti izlenesi bir yapım.

Filmdeki “kötü karakter” Zampa’nın tam bir kötü adam olmaması, kendi çevresinde kardeşini diğer ortaklarından ayırmayacak kadar adil, eşine tutkuyla bağlı, gözü dönmüşçesine çılgınca herhangi bir davranışı olmayan bir karakter oluşu filmin temposunu düşürmüyor. Aksine kurşunların havada uçuştuğu bir aksiyon filmi yerine sıradaki hamlenin ne olacağının hesaplandığı bir satranç oyunu havasına bürünmesini sağlıyor. Ayrıca Zampa’yı canlandıran Gilles Lellouche ile Jean Dujardin’in fiziksel benzerlikleri de birbirleriyle olan mücadelelerine farklı bir anlam katıyor.

Gerçek hayattan uyarlanan yapım, yaşandığı dönemde Marsilya’nın Avrupa ve Amerika’daki uyuşturucu ağının en önemli ayağı olduğunu görmemize olanak sağlıyor. Cedric Jimenez’in yönettiği film bilindik gerçeği bilindik şekilde izleyiciye aktarırken başarılı bir olay örgüsüyle ve doğru formülle kaliteli bir film olmayı da başarıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir