İyi Orta Gol Getirir: Futbol Filmleri Dosyası

Alman mili takımıyla 150 maça çıkıp 5 Dünya Kupası gören, Bayern ve İnter ile şampiyonluklar yaşayan Lothar Herbert Matthäus, bir zamanların efsane futbolcusu şimdilerin ise Southampton ile hem Liverpool’a 100 Milyon poundluk kazık atıp hem de zirve kovalayan hocası Ronald Koeaman, Messi ve Ronaldo çıkmadan önceki göz bebeğimiz Ronaldinho, futbolculuğunda her an her şeyi yapabilecek kadar agresifken şimdilerde bahis severlere “Tolunay hoca varsa ilk yarı berabere yaz geç.” sözünü düstur belleten Tolunay Kafkas,  Derby ve Nottingham Forest efsanelerini yaratan, tüm zamanların en iyi teknik direktörlerinden Brian Clough… Hepsinin ortak noktası ise 21 Mart’ta doğmuş olmaları, bu vesileyle bu beş futbol adamını anmak için mini bir futbol dosyası hazırladık, +7 biten bir futbol maçı kadar keyif almanız dileğiyle.

Cehennemde İki Devre / Zoltán Fábri (1962)

Cehennemde İki Devre FikriSinema

En iyiyi en başa yazmak lazım, futbol filmlerinin zirvesi, aşılmaz bir engel. Zoltan Fabri’nin klasiği Cehennemde İki Devre, İkinci Dünya Savaşı’nda Almanların elinde esir olan Macarların oluşturduğu futbol takımının bir isyan sembolüne dönüşünü konu ediniyor. Baskı altındaki her topluluğunun özgür olduğu tek yer olan stadyumların, koca Nazileri bile korkutan umut ışığıyla dolabileceğini görmek için bu filme bakmak lazım. En iyi futbol maçında bile Cehennemde İki Devre’nin son karesi gibi etkileyici bir an bulmak çok güç, kaçıran çok şey kaçırmıştır gerçekten.,,

Victory / John Huston (1981)

Victory FikriSinema

Yukarıdakini tekrar okuyup Holywood usulü yapın, biraz Michael Caan, kaleye Stallone, gerçekten Stallone, ve Pele’yi ekleyin. Cehennemde İki Devre varken Victory’nin bu denli popüler olmasına üzülmemek elde değil. Pele artık susmasa da biz Pele hatrına susalım.,

Maradona by Kusturica / Emir Kusturica (2008)

Maradona By Kusturica FikriSinema

Pele dedikten sonra Maradona demesek ayıp olurdu, her balkan çocuğu gibi futbola aşık olan Emir Kusturica’nın iki yıl boyunca gerillavari bir taktikle oluşturduğu bu belgesel, Maradona’nın nasıl bir isyan sembolü oluşunu ele alıyor. Bir yerden sonra “Dur be adam, az da Maradona’yı görelim!” dedirtecek kadar Kusturica ile dolu ve bir Batılı Güney Amerika’da romantizminden muzdarip olmasına rağmen keyifli ve doyurucu bir film.,

The Damned United / Tom Ford (2009)

The Damned United FikriSinema

Tüm zamanların belki de en sansasyonel başarılara imza atmış teknik direktörü Brian Clough’un 44 günlük Leeds United dönemine odaklanan film, sınırlı bir dönemi ele almasına rağmen Clough’un başarılarındaki temel yaklaşımları ve Peter Taylor ile olan ortaklıklarını gözler önüne sermeyi başarıyor. Hoş, Bennett Miller diye bir adam peyda olup spor dünyasının tozunu attırdıktan sonra Tom Ford’un filmi pembe dizi gibi duruyor olsa da, Brian Clough hatrına bu filmi es geçmek olmaz.,

The Class of 92 / Benjamin Turner, Gabe Turner (2013)

The Class of 92 FikriSinema

1992 yılında boy gösterip 99’ yılındaki efsane Şampiyonlar Ligi finali ile Manchester United’ın 90’lı yıllara damga vurmasını sağlayan Giggs, Beckham, Scholes, Gary ve Phil Newille gibi isimlerin oluşturduğu kadroyu “konuşturan” The Class of 92, kolej takımı kavramının en üst düzey organizasyonlarda bile geçer akçe olduğunu ispatlama noktasında oldukça güzel bir çalışma. Aşırı düzeyde Kırmızı Şeytan yüklemesine maruz bırakmasına rağmen, bir döneme damga vuran bu büyük isimlerin birbirleri hakkındaki görüşlerini dinlemek ise oldukça keyifli. Manchester’ın neden dünyanın en organize kulüp olduğunu görmek içinse biçilmiş kaftan bu eser, büyükşehir çalışıyor sonuçta.

A Shot at Glory/ Michael Corrente (2000)

A Shot at Glory FikriSinema

Glasgow alt liglerde boğuştuğundan beri çaptan düşse de, İskoçya nimettir, özellikle bahis severler için; futbol ateşinin hiç sönmediği bu topraklarda en alt ligden tutun da en tepedeki Old Firm tayfasına kadar her takımı izlemek büyük keyif. Hayali Kilnockie kulübünün şanlı kupa yürüyüşüne eşlik edip, İskoçya turu yapmak içinse A Shot at Glory biçilmiş kaftan.

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar / Serdar Akar (2000)

Dar Alanda Kısa Paslaşmalar FikriSinema

Futbolla yatıp futbolla kalktığımızı iddia etsek de bir adım bile mesafe kat edemeyişimizin resmidir Dar Alanda Kısa Paslaşmalar. 15 yıl önce amatör bir kümenin işleyiş şekliyle şimdinin Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş gibi kulüplerin işleyişi arasında zerre fark olmadığını görmek için bu filme bakmak yeterli. Film ilerici zannedilmesin, bizim futbolumuz gerici sadece.


EKSTRA: Çöp Kutusu

Malum, futbol filmi her ne hikmetse fazla çekilmiyor, bu nedenle bazı filmler şişirildikçe şişirilip önümüze getiriliyor. Hepsi futbolun beşiğinden çıkma ve yoklukta şişirilen filmlerden oluşan, “Çöp 5” tadında mini bir ekstra hazırladık; ulu orta yerde bu filmleri övüp kendiniz rezil etmeyesiniz diye.

Goal! / Danny Galon (2005)

Goal FikriSinema

Futbol tarihinin en balon filmi, baldırı çıplak Newcastle United’ın bir iki topçusunu göreceğiz diye Santiago’nun görmelere seza yükseliş öyküsüne tav olacak değiliz. Koyunun olmadığı yerde filmden sayılan Goal ve takip eden işkence gibi iki devam filmi her an her yerde karşımıza çıkabilir, uzak durun ve filmi öveni görürseniz hemen Cehennemde İki Devre ile ağzına vurun.

Will / Ellen Perry (2012)

Will FikriSinema

Merseyside’ın Kırmızı yakası uzun yıllardan beri şampiyonluğa hasret olsa da bu sürece iki Şampiyonlar Ligi finali sığdırmayı başardı ve bunların ilkinde, İstanbul’daki efsanevi 3-3’lük Milan finalinde, kupaya uzanmayı başardı. Will de ufak bir çocuğun finali stadyumdan izleme amacıyla çıktığı yolculuğu anlatan masalsı bir film. Pek bir esprisi yok filmin, Liverpool’a gönül verdiyseniz izleyin, diğer türlü 0-0 biten Konyaspor- Karabük maçı kadar sıkıcı bir deneyime dönüşebilir.

Green Street Elite / Lexi Alexander (2005)

Green Street Elite FikriSinema

Şaşıracağınız bir bilgiyle başlayalım, filmde İngiliz holiganlar var! West Hamlı bir grup holiganın arasına düşen zavallı Elijah Wood’un ince çizgide yürüyüp kendini bulma öyküsüyle karşı karşıyayız, yerseniz tabi; salt bir futbol filmi değil alttan alta akan bir dönüşüm öyküsü var, inanırsanız tabi. Uzatmayalım, görürseniz ya da duyarsanız kaçın.

Football Factory / Nick Love (2004)

Football Factory FikriSinema

Yine İngilizler, yine Milwall, yine kavga. Almanlar yenilince biz de yenik sayılmıştık ya, bu film izlenince Green Street Elite izlenmiş sayılsın, ya da tam tersi.

İpucu veriyorum: Kavga, holigan, uyuşturucu, içki, küfür. Artık ne yapacağınızı biliyorsunuz, uzak durun.

Mean Machine / Barry Skolnick (2001)

Mean Machine FikriSinema

Yine İngilizler, yine İngilizler. Bu defa yer hapishane, Cehennemde İki Devre izleğini dört duvar arasına taşıyıp, biraz Vinnie Jones ve Guy Ritchie tayfası ekledikten sonra sabrınızı test edebilirsiniz. Ha çılgın spikerler ve Jason Statham’ın kaledeki performansını görmek isteyenlere lafımız yok, film bunların hatrına izlenir ancak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir