İftarlık Gazoz

Yüksel Aksu özellikle Dondurmam Gaymak filmiyle ve daha sonra yönettiği Entelköy Efeköy’e Karşı filmiyle yerelin hikayesini sinemaya nasıl taşıyacağını bildiğini göstermişti. Dondurmam Gaymak filmindeki samimiyet seyirci tarafından yapay algılanmamış ve ilgi görmüştü. İftarlık Gazoz filminde yine bir yerel hikayesi anlatan Aksu aynı samimiyeti yakalayacak unsurları filminde barındırsa da bu kez o kadar başarılı olduğunu söylemek güç. Peki eksik olan şey ne? Kesinlikle Dondurmam Gaymak filmi ile benzerlikler göstermesi değil. Yani “Yüksel Aksu’nun Dondurmam Gaymak gibi bir film çekmesine ne gerek vardı” eleştirilerine katılmıyorum. Ancak İftarlık Gazoz, Dondurmam Gaymak’ın yaptığı en önemli şeyi, hikayesine inandırma işini başaramamış. Bu en önemli eksiklerden. Ayrıca benzerliği yüzünden eleştirilebileceği bir film varken üzerine Babam ve Oğlum filmindeki sahnelerden birisine çok benzeyen bir sahneye yer vermek, üstelik sahneyi oradaki kadar etkileyici kılamamak da yönetmene güçlük çıkartacak bir konu. Filmdeki eksiklere devam edelim. Filmin siyasi olarak bir taraf seçmediği, halkın filmde yer alan kesiminin neler düşündüğünü objektif olarak verdiği iddia edilebilir. Ancak değinilmeye çalışılıp havada kalan o kadar siyasi argüman var ki taraflı olunmaktan kaçınılırken tarafsız dahi olunamamış. Ne hapishanede köfte kızartan gardiyanların bunu ölüm orucundaki mahkumlara işkence olsun diye yaptığı tam anlaşılmış, ne de Cibar Kemal’in halkevinden Adem’i çıkartırken çırağına anlatmaya çalıştıkları. Filmin son sahnesinde de takıldığım birçok konu var ama bunları filmle ilgili çok fazla ipucu vermemek için kendime saklıyorum.

Filmin eksikleri var da tam olduğu noktalar yok mu diye sorulabilir. Burada bahsedilmesi gereken ‘tam’ filmin küçük oyuncusu Berat Efe Parlar olmalıdır. Bir anda ortaya çıkan ve oyunculuklarına hayran olunan günümüz “oyuncularını” kıskandıracak kadar iyi oynamış Berat Efe. Ağladığında, güldüğünde, yorulduğunda, aşık olduğu kızı gördüğünde yani kısaca kamera karşısına her geçtiğinde Adem olmayı başarmış, rol yapmamış Adem’i yaşatmış. Umarım kendisinden önce izlediğimiz ve bir süre sonra ne kadar şımarık olduğunu duyduğumuz çocuk oyuncuların akıbetini yaşamaz.

Bir paragraf da Cem Yılmaz’a açmak gerekir elbette. Sadece adıyla filmin izleyici sayısını kat be kat arttıran Cem Yılmaz’a bu filmde oynadığı, Cibar Kemal rolünü kabul ettiği için saygı duyuyorum. Ancak kulvarları çok farklı olsa da yine bir yerel karaktere hayat verdiği Av Mevsimi’nde asabi Karadeniz delikanlısını oynarken olması gerektiğinden daha yerel olmayı başaran Cem Yılmaz, bu filmde bunu o kadar başaramamış. Şivenin kaymasında değilim sadece ama ister istemez Dondurmam Gaymak’taki Turan Özdemir’in oyunculuğuyla karşılaştırdığımızda Turan Özdemir’in işini çok daha iyi yaptığını kabul etmek gerekir. Son bir dipnot eklemeden geçemeyeceğim. Ülkemizde Cem Yılmaz’ı göklere çıkarmakla yerden yere vurmak arasında seçim yapmak zaruriymiş gibi oyuncunun hakkındaki eleştirilerin iki uçta toplandığının farkındayım. Oysa Cem Yılmaz’ı değerlendirirken onu yerden yere vurup haz duymaya da gerek yok, her yaptığı işi gereksiz övmeye de.

Kısacası, ilk 10 dakikasından ve Berat Efe Parlar’ın performansından övgüyle söz edilebilecek İftarlık Gazoz, Dondurmam Gaymak havasında başlayıp Babam ve Oğlum tadında bitirmeye çalışsa da ikisi de olamamış, komedisi de dramı da eksik kalmış bir film.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir