Görevimiz Tehlike 5

Efsanevi serilerden birisi de Görevimiz Tehlike. Mission Impossible – Rouge Nation da serinin son ve bence en akla yatkın, eğlenceli filmi. Serinin ilk filminde, içeriden yapılan ihanete karşı Ethan Hunt’ın bir ajan olarak yeteneklerini, oyun içinde oyun çıkmazını ve dizinin en önemli yanlarından birisi olan teknoloji kullanımını beyaz perdede ilk kez görmüştük. İkinci filmde, Brian De Palma’nın karanlık dünyasından çıkıp tamamen adrenalin ve aksiyon üzerine kurulu bir Rock’n Roll dünyasına dalıp, John Woo’nun kamerası kendinden aksiyonlu filmini izledik. Serinin üçüncü filminde çok kudretli bir kötüyle savaşan ekibimiz, son olarak 2011 yılında Ghost Protocol halkasıyla artık yavaş yavaş bir denge bulmaya başlamıştı. Mission Impossible – Rouge Nation ise serinin en stabil ve dengeli filmi olmuş. Mizah, aksyion, Tom Cruise ve Mıssion Impossible klasiklerinin hepsi var.

Görevimiz Tehlike 5 FikriSinema 5

Mission Impossible geleneğine uygun bir jenerikle başlıyor film. IMF, birçok milletten ve istihbarat servisinden emekli eski ajanlardan kurulu illegal bir teşkilat tarafından ortadan kaldırılmak istenmektedir. “Sendika” adlı bu teşkilatın varlığı bile tartışmalıdır ancak Ethan Hunt’ın tuzağa düşürülmesiyle, varlığı çok iyi gizlenen bu örgütle IMF arasında, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı bir mücadele başlar. Diğer yandan, IMF ekibinin metotları ve gerekliliği sorgulanmaktadır ki, IMF’in kapatılması gündemdedir.

Aksiyonun dozunun ve özellikle Tom Cruise’un içinde bulunduğu aksiyon sahnelerinin abartısının giderek arttığı seride, “kötü adam”ların kötülük katsayısı(!) ve hikayenin giriftliği her seferinde değişiyor. Serinin en iyi kötü adamının Mission Impossible-III ile izlediğimiz P.S. Hoffman olduğunu düşünürdüm hep. Çünkü hiçbirisi daha kudretli, dokunulmaz ve ölümcül değildi. Ancak bu filmde Sean Harris en az P.S. Hoffman kadar başarılı bir kötü adam izletiyor bizlere. Zaten senaryonun çok güçlendirip karşımıza çıkardığı kahraman, oyuncunun başarısı da eklenince kötülükte en tepeye çıkabiliyor. Bu filmin güzel tarafı, iyiler ve kötüler arasında gerçek bir satranç oyunu olması. Filmin son anına kadar, karşılıklı hamleleri izliyoruz, en kritik sahnelerde oluşturulan çıkmazlar bile zekice düşünülmüş.

Görevimiz Tehlike söz konusu olduğunda, mutlaka uluslararası krizler söz konusu olmalı. Bu durum, efsane serinin gerekliliği. Ancak her filmde devletlere tuzak kuran örgütlerin oluşturduğu, genellikle gizli kapaklı yalnızca gizli ajanların bildiği durumlardan ziyade, politik-diplomatik tehlikeler konusunda ekibin aldığı riskler de artıyor. İpuçları vermemek için ayrıntısına girmekten kaçınıyorum ama bu kadar abartı bir politik risk ancak bu seride olabilirdi. Bu konuda Rouge Nation ile seriye katılan Rebecca Ferguson, aksiyon filmlerinin kadın oyuncularında zaman zaman görülen bir eksikliği bize yaşatmıyor. Atletik bir vücuda sahip, aksiyon ve mücadele sahneleriyle rahatlıkla başa çıkabilen iyi bir kadın oyuncu. Ayrıca o şahane İngiliz aksanı ile de dikkat çekiyor. (Kamera arkası görüntüleri izlediğiniz zaman aslında film için o aksanını biraz yumuşattığı bile söylenebilir.)

Görevimiz Tehlike 5 FikriSinema 2

Aksiyon sahneleri ve mizahıyla güzel bir film izlerken, Tom Curise’un üstesinden gelemediği birkaç küçük aksiyon sahnesiyle de artık yaşlandığına gönderme yaptıklarını düşünüyorum. Özellikle bu filmin teknoloji kullanımı konusunda mütevazı olduğunu da düşününce, Görevimiz Tehlike maskesinin kullanıldığı yeri izleyicinin tahmin etmesini engellemek de her filmde daha da zorlaşıyor. Mission Impossible – Rouge Nation ile seriye katılan Alec Baldwin’in rolü ve film içindeki yeni pozisyonu ile yeni bir filme daha göz kırpıyorlar. Umarız, Tom Cruise bir sonraki film için bu kadar beklemek istemediğini de açıklamışken, film aceleye gelip, çıtayı düşürmez. Zira Rouge Nation serinin en iyi iki filminden birisi.

Görevimiz Tehlike 5 FikriSinema 4

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir