Diriliş

1800’lü yıllarda ABD’de geçen film, kürk avcılığı yaparak hayatını sürdüren Hugh Glass’ın (Leonardo DiCaprio) bir grup adamla birlikte Luisiana bölgesinde av esnasında, yol üzerinde Arikara Kızılderilileri tarafından saldırıya uğramalarıyla başlıyor.

Birçok adamı öldürülmesi sebebiyle, grubun komutanı Andrew Henry endişelenir ve Glass’ın rehberliğinde yola devam ederek bir an önce oradan uzaklaşmak ister.

'Filmin başındaki görkemli çatışma sahnesinden'

‘Filmin başındaki görkemli çatışma sahnesinden’

Ormanda boz ayısı tarafından saldırıya uğrayan Glass, bu saldırı sonucu ağır yaralanır öyle ki konuşamaz hale gelir. Gruptaki diğer adamlar tarafından bir süre boyunca taşınır fakat grubun ilerlemesini oldukça yavaşlattığından, yanında ona bakacak iki adamla birlikte bırakılmasına karar verilir. Grup yoluna devam eder ancak Hugh için asıl bundan sonra başlayacak olan zorlu bir mücadele onu beklemektedir. Filmimizin kötü ve zalim karakteri John Fitzgerald (Tom Hardy) Hugh’nun yanında kalmıştır ancak er ya da geç öleceğini düşünmektedir. Bir an önce yola devam edip, Kızılderililerden olabildiğince uzaklaşmak ister. Hugh’yu boğarak öldürmeye çalıştığı bir sırada çıkagelen Hawk (Hugh’nun yarı Kızılderili oğlu) onu kurtarayım derken Fitzgerald tarafından bıçaklanarak, canından olur. Oğlunun ölümünü sessiz çığlıklara boğularak izleyen Hugh, hareket bile edememektedir. Fitzgerald bir mezar kazar ve onu içine atarak ortadan kaybolur. Bir süre sonra mezardan çıkmayı başararak, aklımızın alamayacağı kadar zorlu kış koşullarında, vahşi hayatın içinde oradan oraya sürüklenir. Kilometrelerce yol kat eder, ‘bu kadar da olmaz ki canım’ diyebileceğiniz türden kazalar gelir başına.

Hugh Glass aslında 1780 – 1833 yılları arasında ABD’de yaşamış İskoç asıllı gerçek bir karakter. Amerikalı yazar Michael Punke tarafından kurgulanarak kitaplaştırılmış hikayesi gerçek hayatından kesitler taşıyor.

Diriliş 2 FikriSinema

Hugh Glass’ın hayatı boyunca yaşadığı Luisiana bölgesi o yıllarda Amerika’nın Fransızlardan satın aldığı yeni bir toprak parçası. Bu nedenle hala orada yaşayan Kanada’lı Fransızlar ve o toprakların yerlileri yani Kızılderililer var. Dolayısıyla farklı kültürlerden olan insanların birbirleriyle olan çatışmaları da o dönemin önemli sorunlarından.

Görsel açlığınızı fazlasıyla doyuracak bir yapım Diriliş. Kara kış ve vahşi doğa ancak bu kadar güzel beyaz perdeye taşınabilirdi. Karlarla kaplı alabildiğine ağaçlar, dondurucu derecede soğuk olmalı diye düşündüğünüz şelaleler ve nehirler. İnsanın doğa karşısındaki mücadelesinin çetinliği ama hayatta kalma isteğinin de bir o kadar muazzam oluşu çok güzel harmanlanmış bence.

Filmde tamamen doğal ışık kullanılmış. “Kime söylersem herkes şaşırarak ‘Nasıl yani tümü mü doğal ışık’ diye soruyor” diyor filmin Meksikalı yönetmeni Alejandro Inarritu bir röportajında. “Bunun neresi kötü, doğal olmanın neresi garip” diye de ekliyor. Günde, içerisinde çokça prova yapıp, asıl çekimler için sadece bir saatlik zamanları olduğunu belirtiyor. Seyircilere harika bir gerçekçilik sunmak için yeşil ekran kullanmaktan uzak durmuş. Çok fazla sayıda farklı yerde çekilen filmin yapım aşaması bayağı uzun sürmüş dolayısıyla da bütçesi öngörülenden yüksek rakamlara ulaşmış.

Inarritu aslında yüzeyde bir hayatta kalış, bir intikam mücadelesi olduğunu ancak arka planda Glass’ın ailesine duyduğu büyük sevgi ve özlemin öne çıktığını söylüyor.

Diriliş 3 FikriSinema

Müzikler oldukça çarpıcı. Sizi filmin içine alıyor. Görsellik, oyunculuk, müzik hepsi doğru zamanda doğru yerde birleşince inandırıcılık ve etkileyicilik hat safhaya ulaşıyor. Zihnimize kazınacak birçok muhteşem kare ile dolu. Tamamı geniş lensli kamerayla çekilen film, panoramik manzara görüntüleriyle dikkat çekiyor.

Diriliş ile ilgili okuyacağınız çoğu eleştiri ve yorumda ‘Leonardo bu sefer de Oscar’ı alamazsa..’ ile başlayan cümlelerle karılaşacaksınız J Ben de onlardan biriyim galiba. DiCaprio başarılı oyunculuğuyla gerçekten fazlasıyla göz dolduruyor. Filmde aslında neredeyse hiç konuşmuyor, replikleri çok az. Birçok şeyi mimiklerle, bakışlarla, beden diliyle aktarıyor. Yönetmen Inarritu birçok sahnede olayları onun gözünden izlememizi sağlamış.  Bu durumun karakteri benimseyip, başından geçen olayları daha da iyi anlamamızda büyük etkisi var diye düşünüyorum. Onun gözünden gökyüzüne bakmak, kimi zaman özlem duyduklarını hayal etmek, kimi zamansa ölümü izlemek çok etkileyici.

Diriliş filmi ABD’de bile yeni gösterime girmiş olmasına rağmen şimdiden bir sürü ödül aldı. Drama dalında en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi erkek oyuncu gibi prestijli kategorilerde Altın Küre’yi almayı başardı. 2016 Akademi Ödülleri’nde de adından söz ettirecek bir başarıya imza atar diye düşünüyorum zira neredeyse tüm kategorilerde aday gösterilmiş. (Bu arada Türk asıllı Fransız yönetmen Deniz Gamze Ergüven’nın filmi ‘Mustang’ de yabancı filmler kategorisinde Fransa’dan aday olmuş. Aklıma geldi, eklemeden geçemedim)

Diriliş 4 FikriSinema

Inarritu’nun filmografisi ise aslında pekte kalabalık değil. Kısa filmleri de katınca toplamda bir düzine filmi var ya da yok. 2006’da Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmi ‘Babel’ ile büyük bir kitleye ulaşmış. Daha geçen yıl Birdman’le yakaladığı başarıyla sıkça konuşulurken, Diriliş filmi ile daha da çok konuşulacağa benziyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir