Derin Uyku

Film Noir kavramını çok kez duymuş ve birçok filmi de bu kategoride izlemiş olabiliriz. Ancak Film Noir kavramının altını en iyi dolduran belli başlı filmleri bir solukta saymaya çalışsak ilk akla gelen filmlerden bir tanesi Derin Uyku (The Big Sleep) filmi olacaktır. Belki Lauren Bacall klasik bir ‘femme fatale’ karakteriyle karşımıza çıkmıyor ama film genel hatlarıyla Film Noir kavramının gereklerini yerine getiriyor. Başrollerinde Humphrey Bogart ve Lauren Bacall’ın yer aldığı Derin Uyku filmi 1940-1955 yılları arasında Hollywood sinemasında ön plana çıkan bu kavramı, dönemdaşları Çifte Tazminat ve Malta Şahini gibi filmlerle birlikte beyazperdeye en iyi aktaran yapımlardan. Polisiye edebiyatından beslenen, karşı konulamaz çekicilikte kadın karakterin etrafında dönen ve genelde o kadın için her şeyi yapmaya hazır bir erkeğin başından geçenleri izlediğimiz bu yapımlar beklenmedik sonlarıyla da seyircinin heyecanını son ana kadar ayakta tutmayı başarıyor.

Derin Uyku, özel dedektif Philip Marlowe’un, General Sternwood’un kapısını çaldığı sahneyle başlıyor. Dedektif Marlowe sahneye girdiği andan itibaren seyirciye bütün sorunları çözebilecek ve film boyunca ona güvenenlerin yanılmayacağı hissini aşılıyor. Aynı zamanda General Sternwood’un uçarı kızı Carmen’in dedektifi baştan çıkarmak için yaptıkları, daha sonra da General’in büyük kızı Vivian’ın bakışlarındaki etkilenmişlik, henüz ilk sahnelerden dedektifimizin kadınlar tarafından karşı konulamaz bir erkek olduğunun altının çizilmesi olarak yorumlanabilir. Film boyunca da dedektifin karşısına taksi şoförü, garson, kitabevi sahibi gibi farklı mesleklerde birçok kadın çıkıp hepsi de aynı şekilde kendisinden etkileniyor ve bu karşı konulamaz erkek imajı son ana kadar hemen hemen her sahnede hissettiriliyor. Her ne kadar Humphrey Bogart’ın boyu nedeniyle kitaptaki Philip Marlowe’u tam olarak yansıtamadığı söylense de dedektifimiz ince esprilerle kısa boyunu da karizmasının bir parçası haline dönüştürmeyi başarıyor. General Sternwood’dan küçük kızını tehdit eden adamları yolundan çekmesi işini aldıktan sonra karşısında hep bir şekilde Vivian’ı buluyor. İşin basit bir iş olmadığını anlayan Marlowe olayı derinlemesine araştırmaya başlayınca bir cinayete tanık oluyor ve işler daha da karmaşıklaşıyor.

1946 yapımı Derin Uyku, Raymond Chandler’ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır (kitap Tükçe’ye Büyük Uyku olarak çevrilmiş, orijinalinde hem film hem kitap The Big Sleep adıyla yayınlanmıştır). Humphrey Bogart ve Lauren Bacall daha önce bir arada yer aldıkları “To Have and Have Not”  filmiyle seyirciden iyi tepkiler almışlar, bu filmde tekrar bir araya gelmeleri film yayınlandığı tarihte izleyicilerin beklentisini karşılamıştır. Her ne kadar aralarında 25 yaş olsa da, belki filmin siyah beyaz olmasının da etkisiyle bu yaş farkı göze hiç batmamış, sonrasında “Key Largo” filmiyle ekrandaki birliktelikleri devam etmiştir. Birlikte oynamaktan onlar da keyif almış olmalılar ki bu oyunculuklarına da yansımış ve ikisi de başarılı oyunculuklar sergilemişler.

Yönetmenliğini Howard Hawks’ın yaptığı Derin Uyku günümüzdeki filmlerle kıyaslandığında senaryosundan oyunculuğuna, birçok açıdan daha başarılı bir yapım olduğu gerçek. Senaryo derinliği, mekan kullanımları, oyuncu seçimleri ve oyuncuların rollerinin altından başarıyla kalkması şu aralar senede bir iki filmde görülürken, 1946 yılında vizyona giren sayısız film ise sinema tarihine adını yazdırmış kalitede yapımlar olarak hatırlanıyor. Evde film seyretmek için vakit ayırdığınızda ve ne izleyeceğinize karar veremediğinizde bu filmin elinizin altında olması belki bundan sonraki film izleme alışkanlığınızı bile değiştirebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir