Aslan Kral – İlk Film Dosyası

Çocukluğum, çılgınlar gibi video kaset kiralama dönemine denk geldi. Hemen hemen her akşam bir ya da iki filmin izlendiği, çayların demlendiği ve komşuların davet edildiği sıcak yıllar. Film izlemenin evde yapılan en büyük aktivite olduğu zamanlar. Tabii özel kanalların ardı ardına açılması ile sinema iyice eve hapsolmuştu. Kemal Sunal ve Şener Şen filmleri dışında salona koşulan filmler pek olmuyordu. Öyle ya, zaten bütün filmler artık evlere misafir olmaktaydı. Benim bu anlamda ebeveynlerim ile sinemada ya da evde izlediğim ilk filmi hatırlamam pek mümkün değil ama tek başıma sinemada, bu düzeni kırarcasına ilk gittiğim filmi unutmam da imkansız. 1994 yapımı, bizde 1995’in ilk aylarında gösterim şansı bulan ve animasyon külliyatının atası “The Lion King”. 13. yaşıma henüz girdiğim günler, evde yalnız oturmakteyken, seçilmiş kişiymişim gibi birden gelen bir güç beni sinema slonuna itti. Gişeden bileti alırken, yer gösterici samimi bir şekilde elimi tutup yerimi gösterirken ve salondan içeri girerken yaşadığım heyecan, şu an yazarken bile aynı derecede etkiliyor. Sanki bambaşka bir dünyadaydım ve her şey büyülüydü. Şimdilerde çok çok az sinemalarda olan gong/çan sesini duyduğumda, yani başlayacağını anladığımda ise mutluluktan uçabilirdim bile. Hatta uçmuş bile olabilirim.  Film de bir türü etkileyen harika bir yapım çıkınca benim için unutulmaz bir anıya dönüştü. Bir daha o kadar büyülü ve heyecanlı hissedebilir miyim bilmiyorum ama o an gelmiş geçmiş en büyük filmi izliyormuşcasına duyduğum hissiyat için ve hala hayatımın merkezini oluşturduğu için, bir kez daha ve her şeyiyle sinemaya minnettarlığımı dile getirmek istiyorum. İyi ki sinema var.

Bu yazı Paralel Sinema yazarlarından Onur Kırşavoğlu tarafından özel olarak yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir