Alternatif 5 Bilimkurgu Filmi

Malum, kolay kolay kayıtsız kalınamayacak bir eser olan “Interstellar” gösterime girdi ve biz de kayıtsız kalmayarak, filmin değindiği konuları içeren “alternatif” bir bilim kurgu dosyası hazırladık. Alternatif dememizin sebebi, “2001: Bir Uzay Macerası”, “Alien”, “Blade Runner” gibi türün ön plana çıkan filmlerini, “Star Wars” ve “Star Trek” gibi serileri ve Spielberg gibi türe büyük katkılar veren yönetmenlerin filmlerini liste dışı bırakıp, tarihsel süreç içerisinde geri planda kalmış eserlere odaklanıyor olmamızdı.  Bu filmleri seçerken de “Interstellar”ın ele aldığı temalara benzer konuları ele alanlara öncelik verdik.

  • “Robinson Crusoe on Mars” (1964)

Byron Haskin’in yönettiği “Robinson Crusoe on Mars”, ismiyle müsemma bir eser; adına baktığınızda ne izleyeceğinizi az çok kestirebiliyorsunuz. Kaza sonucu Mars’a düşen bir pilotun, oradaki yaşam mücadelesini merkeze alan eser; sinematografik açıdan yetersiz kalsa da, kaynak eserin alt metinlerini iyi analiz ettiğini gösteren anlatısıyla izlenebilir kılıyor kendisini. “Interstellar”da Dr. Mann’in keşfe gittiği gezegendeki yaşantısını pek göremedik ama Mars’taki bir Robinson Crusoe’dan farklı olamayacağı kanısındayız. Kötü efektleri dert etmeyecekler için cazibesine karşı konulamayacak bir eser.

  • “The Man Who Fell to Earth” (1976)

Nicolas Roeg filmografisinde hakkı pek verilmeyen bir eser olan “The Man Who Fell to Earth”, kuraklık nedeniyle dünyamıza gelen bir ziyaretçinin hikayesini anlatıyor bizlere.  Oldukça farklı bir bilim kurgu portresi çizen eser, David Bowie’nin canlandırdığı ziyaretçinin geride bıraktığı ailesiyle kurduğu bağ ve yeni bir yaşam alanı bulma temalarıyla “Interstellar” ve Cooper’ın hikayesiyle benzeşiyor.

  • “H.G. Wells’ First Men in the Moon” (1964)

Jack the Giant Killer filminin yeniden çevrimiyle yakın zamanda tekrar radarımıza giren Nathan Juran’ın H. G. Wells’in eserlerinden yola çıkarak çektiği film, Ay’a giden ilk insanların Ay’a giden ilk insanlar olmadıklarını öğrenmesi üzerine kurulu eğlenceli bir bilim kurgu. “Interstellar”daki Profesör Brand’in çılgın bir versiyonunu bünyesinde barındıran “Ay’daki İlk İnsanlar”, insanoğlunun hayal gücünün ve keşfetme arzusunun nelere yol açabileceğinin hoş bir örneği.

  • “Dune” (1984)

Bir David Lynch filmini alternatif olarak nitelemek ne kadar mümkündür bilinmez ama söz konusu film “Dune” olunca listeye alma noktasında pek sıkıntı oluşmuyor. Frank Herbert’in efsane “Dune” serisinin ilk kitabını, kendine has bir yaklaşımla perdeye aktaran Lynch, oldukça karmaşık ve seriyi okumayanların anlamasına imkan vermeyen bir eser ortaya koyunca, “Dune” serisi sinemaya lanetli bir adım atmış oldu. “Interstellar”ın niçin her şeyi karşısında ilkokul çocukları varmışçasına anlattığını kavrayabilmek için “Dune”u izlemek gerekir.

  • “Battle in Outer Space” (1959)

Toho stüdyolarında çıkma bu çılgın film, uzaylı saldırılarına karşı insanoğlunun umudu olma hususunda Amerikalılardan bayrağı devralan Japonların, Dünya’ya saldıran uzaylılara karşı operasyon yapmasını ele alıyor basitçe. Gerek fezada gerekse Dünya’da geçen sahnelerde efektleri cesurca (!) kullanan film, bir noktadan sonra düşünme yetinizi etkisiz kılarak sizi rehin alıyor. Galaksiler arası yolculuklarda karşımıza “evrimleşmiş insanoğlu”ndan başka bir varlık çıkartmayan “Interstellar”dan farklı olarak, Dünya dışı yaşamı kabul edip olası bir temasta neler yapmamız gerektiği anlatan “Battle in Outer Space”, türü sevenlere keyifli bir seyir vadediyor.

BONUS: Spaceballs (1987)

Bilim kurgu türünü çok seviyor olmanıza rağmen ara ara daralıyorsanız, doğru adres kesinlikle Mel Brooks. Star Wars’u hedefe oturtarak alabildiğince dalgasını geçen “Spaceballs”, bilim kurgu filmlerinin kendine has ağırlığını hafifleştirerek keyifli bir seyir sunuyor. Üst üste bilim kurgu filmleri izlediyseniz, tahribatı etkisizleştirmek için hemen “Spaceballs”a koşun, pişman olmazsınız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir