Aamir Khan Seçkisi

Talaash

Talaash FikriSinema

Surjan (Aamir Khan) polis müfettişidir ve kendi bölgesinde gerçekleşen, ölümü sırlarla dolu bir Bollywood yıldızı olan Armaan Kapoor’un ölüm sebebini çözmeyi kafaya koymuştur. Soruşturmaları sırasında olaylar Surjan’ın bir hayat kadını olan Rosie-Simran (Kareena Kapoor) ile tanışmasına sebep olacaktır. Rosie ya da hayat kadını olması sebebiyle kullandığı bir başka isim olan Simran, Surjan’ın bu ölümün sırlarını çözmesine yardımcı olacak, hatta güzelliği bu olaylar sırasından Surjan’ın kendisine ilgili duymasına sebep olacaktır.

Bu olaylar gelişirken bir yandan da Surjan ve ailesi de zor zamanlar geçirmektedir. Bunun sebebi de bir kaza sonucu boğularak ölen oğulları Karan’ın ölümünün etkisinden kurtulamamış olmalarıdır. Surjan bir yandan ölüm davası ile zor ve yoğun bir dönemden geçmekte bir yandan da oğlunun ölümünün sebebinin kendisi olduğunu düşündüğünden hayatı kendine zindan etmektedir.

Velhasıl kelam soruşturmalar, koşuşturmalar sonucunda Kapoor’un ölüm sebebinin bir şantajdan kaynaklandığı ve bu şantajın da hayat kadınlarıyla ilgili olduğu anlaşılacak, ancak bu sonucun sebepleri hepimizi şaşırtacaktır.

Filmin konusu hakkında bilgi verirken çokça zorlandım zira film hakkında verilmemesi gereken bir ipucunu vermem filmin tüm sürprizini kaçırmanıza sebep olabilir. O yüzden mümkün olduğunca genel bilgiler vermeye çalıştım.

Sıradan bir polisiye filmi gibi başlayan filmin içinde zamanla psikolojik öğelerin yer alması, olayların birbiriyle olan bağlantılarının ve hayatlar üzerine olan yansımalarının etkileyici bir üslupla izleyiciye aktarılması, filmi Aamir Khan’ın pek çok filminde olduğu gibi izlenmesi gereken bir film haline dönüştürüyor. Ayrıca biraz önce de bahsettiğim gibi filmin bir noktadan sonrası izleyenlere sürprizler sunuyor. Bu beklemediğimiz son bizi şaşırtırken bir yandan da gözlerimizin dolmasına sebep oluyor.

Aamir Khan’ın oynadığı ya da yönetip oynadığı filmlerin genel ortak özelliklerinden en göze çarpanı sunulan öğelerin altında barındırılan mesajların izleyiciyi sıkmaması ve etki etmesi gereken yere tam nokta atışı yaparak etki ettiğidir diye düşünüyorum.

Yönetmenliğini Reema Kagti’ni yaptığı film, Zoya Akhtar ve Reema Kagti’nin hikayesinden senaryoya dönüştürülmüş ve beyaz perdeye aktarılmıştır. Filmin başrollerinde Aamir Khan ve kendisiyle birlikte 3 Idiot filminde de başrol oynayan Kareena Kapoor’un yanısıra Rani Mukerji ve Nawazuddin Siddiqui oynuyor.


Her Çocuk Özeldir – “Taare Zameen Par”

Taare Zameen Par FikriSinema

 “- Biz ne çizeceğiz? Bu masada hiçbir obje yok ki.

– Bu masada mı? Bu masa sizin harika hayal gücünüz için çok küçük. Zihninize göz atın ve oradan bir resim seçin, sonra da kağıda konduruverin. Hadi iyi eğlenceler, istediğiniz resmi yapmakta özgürsünüz!”

Ishaan (Darsheel safary) 9 yaşında disleksi* hastası bir çocuktur. Hastalığının Ishaan üzerinde yansımaları doğal olarak okul hayatında da baş gösteriyor. 3. Sınıfa gitmesine rağmen en basit toplama çıkarma işlemlerini yapamıyor, okuyamıyor, yazamıyor ve buna benzer en temel ödevlerini yerine getiremiyordur. Ancak asıl sıkıntı; gerek ailesinin gerekse öğretmenlerinin Ishaan’ın hastalığından bihaber olmasından, bu durumu Ishaan’ın tembelliğinden veya ders çalışmayı istemediğini düşünmelerinden kaynaklanmaktadır. Bunların üzerine bir de eğitim sistemindeki bozukluklar, ezberci eğitiminin bunaltıcı etkisi ve öğretmenlerin ilgisizliği eklenince Ishaan’ın durumu içinden çıkılamaz bir hal almaya başlamıştır. Öyle ki; bütün öğretmenleri kendisinden şikayetçi olunca, anne babası da bu duruma engel olamadıkları için onu yatılı bir okula gönderme kararı alacaklardır.

Ishaan, yeni okuluna ayak uydurmada zorluk çekmekte, durumu eskisinden daha da kötüye gitmektedir. Ta ki okula geçici görev için gelen sanat öğretmeni Ram Shankar Nikumbh (Aamir Khan) ile tanışana kadar. Shankar aynı zamanda çocukları eğiten bir özel rehabilitasyon merkezinde de öğretmenlik yapmaktadır ve Ishaan!ın durumunun kısa sürede farkına varacak ve onunla yakından ilgilenerek içindeki cevheri çıkarmasına yardımcı olacaktır.  Ishaan’daki en büyük cevher ise resme olan kabiliyetidir. Bu tanışmadan sonra artık her şey onun için çok farklı olacaktır.

Film; bizim de aynı dertten muzdarip olduğumuz ve bir türlü düzene sokamadığımız eğitim sistemine derin eleştirilerde bulunurken, bunu disleksi hastası bir çocuğun üzerinden iliklerimize işleyecek boyutta ekrana yansıtıyor. Aslında sadece eğitim sistemine de değil, ailelerin çocuklarıyla olan ilişkilerine ve anne baba olmanın ne olup olmadığına dair olguları da derin duygusallık içinde izleyiciye aktarıyor.

Öyle ki filmi bir eğitim CD’si şeklinde tüm ailelere sunmak abartı olmaz diye düşünüyorum. Zira; yaklaşık 2,5 saat süren ve ortalamanın üzerinde bir süreye sahip olan filmi izlerken hiç sıkılmıyor ve pek çok sahnesinden mutlaka ayrı bir ders çıkartıyorsunuz. Filmin içinde 7 tane şarkı bulunuyor ve bu 7 şarkı da filmin bütünlüğünü bozmayacak şekilde, yeter artık dedirtmeyen mesajlar ve sözler barındırıyor.

Amole Gupte’nin aynı isimli hikayesinden sinemaya uyarlanan filmin yönetmenliğini, aynı zamanda filmin başrol oyuncusu olan Aamir Khan yapıyor. Filmin diğer başrol oyuncusu ise filmi izlerken gözyaşlarımızın sebebi olan küçük oyuncu Darsheel Safary.

Filmi izleyin, filmi mutlaka izleyin ve izlettirmekten çekinmeyin…

*Disleksi: dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.


Lagaan: Once Upon a Time in India

Lagaan FikriSinema

“Sadece düşleri olanlar onları gerçekleştirebilir.”

1800’lerin sonunda İngiliz sömürgesindeki Hindistan’da halk, elde ettiği mahsullerden İngiliz ordusuna vergi vermek zorundadır. Bu verginin adı da Lagaan vergisidir. Ancak Hindistan’ın Champaner bölgesine bir önceki yıl boyunca yağmur yağmamış ve halk bu vergiyi verememiştir. İngiliz subayı Andrew Russell (Paul Blackthorne)  bu verginin yarısını almayı kabul etmiş ancak bu yıl keyfi sebepler göstererek vergiyi iki katına çıkartmıştır. Bunu duyan halk zaten yağmur yağmayan bölgede mahsul de üretemediğinden çözüm aramaktadır. Bhuvan (Aamir Khan) kabile büyüklerini subayla konuşup vergi ödememe konusunda konuşmak için ikna eder ve subayın huzuruna çıkarlar. Ancak sömürge keyfiyeti süren Russell bu teklifi reddeder. Daha önce İngiliz subaylarının kriket oynadığını gördüğünde  “aptal bir oyun” diye dile getiren Bhuvan’a amiyane tabirle gıcık kapmış olan Russell, bir şartla vergi almaktan vazgeçeceğini söyler. Şartı da kabile halkıyla kriket maçı yapmaktır. Şayet maçı halk kazanırsa 3 yıl boyunca vergi ödemeyecekler, olur da subaylar kazanırsa halk 2 katı vergi ödeyecektir.

Kabile büyüklerinin itirazına rağmen Bhuvan teklifi kabul eder.  İlk başta Bhuvan’a herkes karşı çıkıp, bencilce davrandığını, kendilerini ölüme sürüklediğini söylese de zamanla bu fikre inanırlar ve Bhuvan ile birlikte hareket etme kararı alırlar. Ancak ortada bir sorun vardır. O da; bu halkın yöresel bir oyununa benzeyen kriketi kimsenin bilmemesidir ve maç için sadece 3 ay zamanları vardır. Onların bu durumuna, Russell’ın kardeşi Elizabeth Russell (Rachel Shelly) yetişir ve gizli saklı onlara bu oyunu öğretme konusunda yardımcı olur. Artık kabilenin ileri gelenleri de Bhuvan’ı desteklemektedir ve oyunu oynamak için yeterli sayıda oyuncuya da ulaşmışlardır.

Bu arada maçı kazanmak artık Russell için keyfi bir mesele olmaktan da çıkmıştır, çünkü bu haberi duyan İngiliz İmparatorluğu’nun generalleri bu duruma şiddetle karşı çıkmış ve maçı kaybetmesi halinde kayba uğrayan vergiyi Russell’a ödetme kararı ve onu sürgüne gönderme kararı almışlardır.

Tüm bunlardan sonra artık maç zamanı yaklaşmıştır, bundan sonrasını filmi izleme kararı alırsanız kendiniz izleyin ve görün derim.

Öncelikle film hakkında şunu söylemek isterim; film uzun. 3,5 saati aşan bir süreye sahip olan filmi izlemenizi tavsiye ederim ancak tahmin ediyorum ki bu süre filmi izlemeniz konusunda kararınızı olumsuz yönde etkileyecektir. Ama vaktiniz var ise mutlaka izlemeniz gereken bir film.

Film, İngiliz sömürgesi altında yaşayan Hindistan halkının zorluklarını ve mecburiyetin halkta oluşturduğu etkiyi direkt değil de dolaylı yollardan ancak kesinlikle anlayabileceğimiz bir yolla bize anlatıyor. Aamir Khan’ın filmlerinde dikkat çeken, olağan işleyişinin yanı sıra mesaj verme kaygısı bu filmde de hissedilirken, film son bölümüne kadar kendini izlettiriyor. Sadece son bölüm olan müsabakanın başladığı an sanki biraz fazla uzatılmış gibi geldi bana. Zaten uzun bir süreye sahip olan filmin sonunun bu kadar uzun tutulması olumsuz olarak değerlendirebileceğim bir nokta.

Kısacası filmin içinde; sömürge mağduru bir halkın yaşadıkları, olaylar yaşanırken aşk temasının ve çıkmazların işlenmesi ve insan olmanın, insan haklarına sahip olmanın doğuştan gelen bir hak olduğunun vurgulanması filmin öne çıkanları. Tabi Hint yapımı filmlerin vazgeçilmezi olan şarkılar ve geleneksel Hint dansları da filmde yerini almış durumda.

Film, En İyi Yabancı Dilde Film dalında Oscar’a da aday gösterilmiş ancak ödülü alamamıştır. Onun dışında pek çok festivalden ödülle dönmeyi başarmıştır. Tabi filmi anlatırken sadece birkaç oyuncudan bahsedebildim ama, filmde rol paylaşımı sadece birkaç kişi üzerinde yoğunlaşmıyor. Pek çok oyuncu aslında bu filmin başrol oyuncusu diyebilirim.

Ashutosh Gowariker’ın hikayesinden sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda yine kendisi oturuyor. Başrollerde ise; Aamir Khan, Gracy Singh, Rachel Shelley ve Paul Blackthorne oynuyor.

Vakitli bir anınızda filmi izlemeniz dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir